Eğer bile bile gücünüzün yettiğinden daha azı olmayı planlıyorsanız sizi uyarıyorum:
Hayatınızın geri kalan kısmında mutsuz olacaksınız. Kendi yeteneklerinizden ve imkanlarınızdan kaçıyor olacaksınız.
Abraham Maslow
Hayat bazen hep aynı şeyi yapmak gibi… Her gün aynı saate uyanmak, aynı cümleleri duymak, aynı yerlerde yürümek…
Her seferinde bir şeylerin değişeceğine inanmak ama hiçbir şeyin değişmediğini görmek. Ve yine de devam etmek.
İşte tam da burada başlıyor Albert Camus’nün “Sisifos Söyleni”nin bize söylediği şey.
Tanrılar Sisifos’a en acı cezayı verdiler: Sonsuz bir çabayı. Her seferinde zirveye taşıdığı kaya, her seferinde yeniden aşağı yuvarlanacaktı. Ama Camus, bu efsaneyi ters yüz etti.
Dedi ki:
“O kaya artık onun şeyidir. Sisifos mutlu olmalı.”
Çünkü Sisifos ne yaptığını biliyor. O taşın düşeceğini de biliyor. Ama buna rağmen her defasında yeniden başlamayı seçiyor. Bilerek, isteyerek, bilinçle…
Çünkü insan, bazen hiçbir şeyin değişmeyeceğini bilse bile, o taşı tekrar omzuna almaktan başka bir özgürlük tanımaz kendine.
Camus için intihar bir çözüm değildir. Umuda sarılmak da değildir. Asıl çözüm, bu saçma dünyada, anlamsızlığa rağmen yaşamaya devam etmektir.
Yani her şeye rağmen “evet” demek.
Hayata.
Acıya.
Boşluğa.
Ve yeniden doğan güne…
Ben bazen Sisifos gibi hissediyorum.
Belki sen de…
Ama şunu unutmamalı:
Hayat bazen sadece taşı yeniden yukarı taşımaktır.
Ve o taşla barıştığın anda, belki de sen de mutlusundur, farkında olmadan.
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 201511,3bin okunma