Günler geçtikçe hayal kırıklığım arttı. Olumlu bir şeyler olmadan önce daha ne kadar böyle umut kırıcı durum yaşayacaktım, merak ettim. Ben hep işleri iyileştirmenin kendimi gayrete geçirmenin ve beni beklediğini bildiğim gizemli fırsatları bulmanın yolunu arıyordum.
Ne tuhaftı şu dünya! Birtakım maddi sebepleri bilinmekle beraber, daha önce bilinmeyen meçhullerden geliniyor, doğuluyor, büyünüyor, bir zaman bir araya haşır neşir olunuyor, birbirine alışılıyor, sonra yavaş yavaş dağılınıyordu. Bütün bunlar nasıl da ağır ağır, alıştıra alıştıra oluyordu. Ezellerden ebedlere bitmez, başı sonu olmayan bir yolculuk!