İnat ediyorum ağlamamak için ama bu da beni git gide delirtiyor. Kafamın içinde sardırmaya başlıyorum. Tekrar, tekrar.. Daha da beteri kafamda senaryolar kurup kavga ediyorum. Kafamdaki kişi, aslı olmaktan çıkmaya başladı bile.
Kandırılmış hissediyorum. Kimseye de anlatamıyorum. Çünkü yine yeni yeniden kendimi ifade edemiyorum. Bir süre oraya gitmesem aslında, yüzünü görmesem. Gözden uzak olan gönülden de ırak olur mu?
Dorian Gray'in Portresi'nde paylaşmadığım birkaç alıntım daha var aslında -kendime aldığım :) - yeni bitirdim kitabımı. Üzerine düşünme payı bırakıyorum kendime. İlgisini çeken dostlarımın okumasını dilerim.
Sevgili Harry " İnsan, akşam yemek masasında anlatamayacağı hiçbir şeyi yapmamalıdır." diyor. Haklılık payı tartışılır elbet. Vicdanınızın kalbinize yük olmadığı, huzurlu geceler diliyorum. <3
Altından bir heykeli daha da değerli hale getiren şey mayasındaki çamurdur. Fakat düşesimizin hamurunda çamurun zerresi yok. Pervane misali yanmış ama küle dönmemiş; ateş küle döndüremediğini sertleştirir. Neler görmüş geçirmiş.
Öyle günahlar vardı ki hatırası işlemesinden daha çekiciydi; öyle zaferler vardı ki arzuları değil de kibri besleyip doyurur, duyulara verebileceği keyif ve tatmin duygusundan çok daha fazlasını zihne verirdi.Fakat bu, o tür günahlardan değildi; zihinden kazınıp atılması, afyonla uyuşturulması gereken günahlardandı.