Ben... Ben kelime dağarcığı, sonsuz düşmanlarının yüzleriyle kabarmış ve uzuuuun hatta çok çok uzun bir zamandır ruhunda yara alacak toplu iğne ucu kadar bile yer kalmamış biriyim...
Oblivium Sempiternum Daemonis...
Popüler bilim konularının sıcak ve sevecen anadolu diliyle işlendiği güzel bir eser. Ayrıca kendi iddia ettiği kadar da sulu bir üslubu olmadığını düşünüyorum. Kare kod ile youtube kanalı üzerindeki videolara yönlendirme fikri yazarımızın ince zekasını da bize ispatlıyor. Bir şeyi basitçe anlatamıyorsan onu anlamamışsındır.( Richard P. Feynman) Sözüne binaen yazarımız ele aldığı konuları iyice anlamış olduğunu gözler önüne sermiş. Ele aldığı her konuyu sade bir şekilde işleyerek bu konulara yeni yeni ilgi duymaya başlayan okuyucuların üzerindeki gerginliği samimi dili ile silkelemiş. Özellikle kitabın son sayfalarindaki tespitlerini çok tarafsız ve doğru olarak buldum. Bu esere benzeyen daha çok eserin yazılması dileğiyle (kitap biraz kısa ama)
Dünyanın acı bir tadı vardı. Eziyetti yaşamak.
Bir hedef bulunuyordu Siddhartha'nın önünde, tek bir hedef: Arınmış olmak, susamalardan arınmış, istemelerden arınmış, düşlerden, sevinçlerden, acılardan arınmış. Ölerek kendinden kurtulmak, ben olmaktan çıkmak, boşalmış bir yürekle dinginliğe kavuşmak, benliksiz düşünmelerle mucizelere kapıları açmak, işte buydu onun hedefi. Ben tümüyle saf dışı bırakılıp öldürüldü mü, gönüldeki tüm tutku ve dürtülerin sesleri kısıldı mı, işte o zaman gözlerini açacaktı en son şey, varlıktaki artık Ben olmayan öz, o büyük giz.
Yeni bir bilimsel gerçek, karşıtlarını ikna ederek ve ışığı görmelerini sağlayarak değil, karşıtları er ya da geç öldüğü ve ona aşina yeni bir nesil yetiştiği için zafer kazanır.
"Bilim insanlarının çalışmalarını araştıranların amacı doğruyu öğrenmekse, kendisini okuduğu her şeye düşman kılması ve ona her yönden saldırması gerekir. Önyargıya veya hoşgörüye düşmemek için de eleştirel incelemesini yaparken kendisinden şüphe etmelidir," demiştir İbn-i Heysem.