İnsanın hayatındaki keyif aldığı şeyleri, amaçlarını bir sepet gibi düşünmesi gerektiğine inanıyorum. O anda istediğin şey biraz daha fazla önceliğe sahip olabilir ama bu, hayat sepetinde olması gereken diğer şeylere asla mâni olmamalıdır. Günlük hayatın küçük keyifleri, aileyle zaman geçirme, kendine meydan okuma, yeni yerler keşfetme, kendini geliştirme, dostluklara zaman ayırma, kendin için para harcama gibi birçok şeyi koyabiliriz hem hayattan keyif almaya devam ederiz hem de odak noktamız birazcık dağıldığı için eksikliğini spere. Bunları da yaparsak he hissettiğimiz şeyden uzaklaşıp daha çözüm odaklı olabiliriz.
Bu konuyu konuşunca sınavlarda bazı sorulara takildigimda o soruyu bırakıp diğerine geçtikten bir süre sonra o takıldığım Bu konuyu konuşunca sınavlarda bazı sorulara takıldığımda sorunun çözümünün aklıma geldiğini hatırlarım hep. Belki de senin için de geçerli olan yöntem budur. Unutma; bir şeyi aşırı istemek insanın kendine verebileceği büyük cezalardandır.
Peki, sen hayatına dönüp baktığında en çok neyi arzuluyorsun? En çok neyin eksikliğini hissediyorsun? Bu eksiklik hissi ve o şeyi çok istemek acaba hayatında işlevsel bir çaba mı; yoksa seni hayatını yaşamaktan alıkoyan, diğer güzellikleri görmeni engelleyen bir perde mi? Bir şeyi arzulamanın iki olumsuz etkisi var. Birincisi, bir konuya aşırı odaklandığında ve o konuda aşırı eksik hissettiğinde tek odak noktan o konu olur. Ama hayat komplike bir sistemdir ve bir problem sadece onunla doğrudan alakalı şey-lerle değil, geniş bir bakış açısıyla çözülür. Aşırı istek aşırı odağa sebep olur ve bu da seni bir kısır döngüye hapsedebilir. Bir şeyin eksikliğini aşırı yoğun bir şekilde hissetmek stres seviyemizi artırır, artan stres seviyesi de problem çözme becerimizi azaltır. Böyle olunca bazen gözümüzün önündeki çözümü bile göremeyebiliriz. İkincisi ise biz bir şeyin olmasını beklerken hayatın geri kalan lezzetlerini gözden kaçırırız ve tatsız tutsuz bir yaşamımız olur. Ve bu istediğimiz şey olursa mutlu olacağı süre ne kadar uzarsa sadece o istediğimiz şey olunca mutlu olacağımızı zannetmeye başlarız. Bu da üzücü bir durumdur.