Elif H.

ÂHİRET İÇİN LÜZUMLU BEŞ ŞEY
Şakîk-ı Belhî rahimehullâh buyurdu: "Beş şeyi aradık, onları şu beş şeyin içinde bulduk: 1- Rızkımızda bereket aradık, Duhâ (kuşluk) namazında bulduk. 2- Kabirlerimiz için nûr aradık, gece namazında bulduk. 3- Münker ve Nekîr'e kabirde nasıl cevap vereceğimizi aradık, Kur'ân-ı Kerîm'i çok okumakta bulduk. 4- Sırâť tan nasıl geçebileceğimizi aradık, oruç tutmak ve sadaka vermekte bulduk. 5- Kıyâmet günü mahşer meydanında Arş'ın gölgesine nasıl girebileceğimizi aradık, sırf Hazret-i Allâh'a yönelmekte bulduk."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanın ruhundaki karanlık çok büyük bir karanlık. Bu karanlığı aydınlığa çıkarmadığımız müddetçe teknik olarak ne kadar ileride olursak olalım, hangi alet edevatı kullanarak ışık hızıyla nereye ulaşırsak ulaşalım, kıymeti yok. Hepimizin hakikaten kaldırabileceğimiz yüklere talip olması lazım.
İnsan adeta bir gölgeler âleminde yaşıyor, hiçbir şeye bel bağlamaya gelmiyor.
Bu tefekkür meselesi çok önemli. Biz psikolojide de psikoterapide de öneririz. Modern insan yaşantı oburu: Sinemaya gideyim, konsere gideyim, arkadaşlarımla buluşayım. Halbuki tefekkür, kendi üzerine tefekkür insan hayatını o kadar açabilir ki. Gün sonunda yarım saat, ben bugün kime ne söyledim, ne yaşadım, -daha seküler bir düzlemden konuşuyorum-hangi sözümle kimi incitmiş olabilirim, hangi söz beni incitti, faydalı ne yaptım, zararlı ne yaptım sorularını kendine sorarsın, sormalısın. İman düzeyinde konuşursak; Allah'a bugün ne kadar yakın olabildim, onun sözlerini ne kadar tutabildim, onunla ne kadar konuşabildim sorularını sorarsın. İşletmeler, gün bitiminde aldıkları muhasebe raporuna "Z raporu" diyor ya, hepimizin böyle bir Z raporuna ihtiyacı var. Kendi kendimize bakma hüviyetimizi kaybettiğimizde hayatlarımız samana dönüşüyor ve yenilik içermeyen, üretmeyen rutinlerden ibaret bir hal alıyor.
Aslında her birimizin günlük hayatın telaşında biraz durması, bir dinlenme oyuğu oluşturması ve ruhun seslerini dinlemesi, ruhunun ihtiyaçlarının ne olduğunu fark etmesi lazım. Bu koşturmalı hayat içinde o incelikleri kaybedebiliyoruz.