Elif H.

Bazen şifa olacak bir söz eğer Cenab-ı Hak onu murat etmişse hiç olmayacak biçimde koskoca kıtayı, denizleri aşarak olmadık bir yerde bir insanı bulabiliyor. Dolayısıyla hiçbir insandan, hiçbir şarttan, zamandan ümidi kesmemek lazım.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"İyi bil ki, kim dünyada ne hazırladıysa onu burada muhakkak buluyor. Kaybetmeden önce elindeki vaktin kıymetini bil."
Unutulan öğütler
Büyükler bize ebedi olana gönül vermeyi öğütlediler. •Seni mezara koyunca dönüp gidenleri değil, orada da yanında kalacak olan iyi amelleri dost edinmeni, •Nefsinin behimi arzularını yenmeye çalışıp Allah’ın azametinden korkarak, ona itaat ederek cenneti ummayı, •Elindeki sermayeyi koruyup kasalarda sakladığın gibi, kıymetli kabul ettiğin bütün varlığını, “Sizin elinizde olan her şey tükenecek, ancak Allah katında olan bakidir” ayetiyle amel edip Allah’a emanet edip onun rızası uğrunda harcamayı, malı mansıbı değil takvayı seçmeyi, •Haset hastalığını atıp Allah’ın taksimine razı olmayı, •Kimseye düşmanlık beslememeyi, Gerçek düşman olarak şeytanı bilip başka kimseye adavette bulunmamayı, •Allahu Teala’nın, rızkına kefil olduğunu bilip, kendi isteklerine bakmayıp, Allah’ın sende olan hakkı ile meşgul olmayı, •Senin gibi bir yaratık olan servete, ticaretine, sıhhatine güvenmeyip, yalnız Hazreti Allah’a tevekkül edip ona bağlanmayı, bunun da sana yeteceğini söylediler..
Kişi kimi ve neyi seviyorsa, gönlünün sultanı o.
Hedeflerine ulaşmışlar çünkü "ANLAMIYORUZ"
Kur’an-ı Kerim’in Arapça öğretilmeden sadece okunmasının öğretilmesini, anlamının bilinmeden öğrenilip okumasını anlamak mümkündür ve her şeye rağmen makul bir yoldur. Ancak yarım asırdan beri halka, İngilizce, Fransızca, İtalyanca veya İspanyolca şarkıların, yine yabancı dillerde operaların niçin dinletildiğini anlamak mümkün değildir. Bunun yabancılaşmaya, kendinden kopmaya etkilerini bir yana bırakalım. Çocukların ve gençlerin, muhtevasını, ne söylendiğini anlamadan dinledikleri müziklerin, onların içlerinde açtığı oyukların, çukurların derinliğini ölçebilmekte miyiz? Siyasetten modaya kadar bunun olumsuz etkilerini görmekteyiz. Güftelerini anlamadan dinlenen müziklerle edinilen bir “kabul” alışkanlığı, batının, eleştirisiz olarak, anlamaya çalışmadan kabulünü ve taklidini de beraberinde getirmiyor mu?