Elif karakuş

Elif karakuş
@Elfemrah
Hayatta hiçbir şeyin hatırlandığı gibi olmadığını öğrenecek kadar yaşadım. Bazen bir şeylerin nasıl hatırlandığının nasıl yaşandığından daha mühim olduğunu öğrenecek kadar da. Hakikat yaşandığı an kadar, hatıra ömür boyunca.
Sayfa 156·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
O zaman yalnız değil, eksik kalıyorsunuz...
Birine kalbinizi açıp içinizi döktüğünüzde, giderken sadece kendini götürmüyor, sanki size ait bir sırrı da yanına alıyor. O zaman artık yalnız bile değil, eksik kalıyorsunuz. Sırf gideni değil, dökülüp kırılarak ortalığa saçılmamış eski halinizi de özlüyorsunuz. Acıklı bir seçim bu ama ne zaman birini gerçekten sevseniz, yapmak zorunda kalıyorsunuz. Başkalarına yaklaştıkça kendinizden uzaklaşıyorsunuz. Aşkları, ayrılıkları affediyorsunuz da, sizden bir parça götüreni, hem de aldığı emanetin anlamını, kıymetini bilmeden götüreni bağışlayamıyorsunuz.
Sayfa 136·Kitabı okudu
Alıntı
Gençlik denen macera, eninde sonunda sönecek bir ateşten ibaretmiş. Şimdi buzlar içinde, o ateşi özlüyorum. Lakin gailesini de pekâlâ hatırlıyorum. Ne hamlık kolaydı ne de ateşte döne döne pişmek. Gençliğin alameti, her şeyi bildiğine vehmetmek, ziynetiyse görkemli bir cehaletti. Heyhat, bazı şey- ler zamanla idrak ediliyor. Beşer şaşkınlığından sıyrıldığında genellikle de iş işten geçmiş oluyor. Hayat, sırayla giydiğimiz bir hırkaysa bile, başkasının çıkardığı, üstümüze bol geliyor. Bizden evvelkilerin tecrübelerini şıkır şıkır kuşanamıyoruz, herkes kendi ateşinde yanmak istiyor.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Alıntı
Şimdi geçmişe dair anımsadığım her anın hamurunda bir çimdik saadet var. En buruk hatıralara bile, sırf ait oldukları zamanın hatırına bahşedilmiş bir haslet bu. Dalgaların arasına batıp çıkan sıcak bir yaz günü hatırlıyorum mesela. Sırf beni terk etmemiş vefalı bir hatıra olması bile, latif kılıyor onu gözümde. Ne güzel, ne mutlu günmüş diyorum dönüp bakınca. Oysa o gün biri kulağıma eğilip, "Şimdi mutlusun, ileride bugünü mutluluğa emsal hatırlayacaksın," diye fısıldasa, hayatta inanmazdım.
1000Kitap
Şimdi düşünüyorum da isteseler uzatabilirlerdi o dargınlığı , soğukluğu. Kendilerini haklı çıkaracak bir dolu cümle kurabilir, o cümleleri kılıç gibi sallayarak birbirlerinde yeni yaralar açabilirlerdi. Alınganlıklarını büyütüp, onların ardına geçerek korumaya devam edebilirlerdi kendilerini. "Kazakları satışa çıkarmak ne demek? Bana ne demek istiyorsun sen?" diye sorabilirdi babam. "Borçsuz yaşamanın bir başka yolu da benden çıksın," diyebilirdi annem. Ne bileyim, mesele iğnelemek, haklı çıkmak için keskinleşmek olsa devam edebilirlerdi. Ama mesele o değildi. Annemle babamın geçinmeye gönlü vardı. Ne güzel lafmış meğer. “Geçinmeye, sevmeye gönlü varsa insanın, sivri yanlarını kendi törpüler zaten," derdi annem.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Alıntı