Kitap sevgisi diye bir sevgi vardır sanırım. Ana sevgisi, kardeş sevgisi, yâr sevgisi gibi bir sevgi. Bu sevgi insanın içinde doğuştan mıdır? Yoksa sonradan mı uyanır? Bunu bilmiyorum. Daha doğrusu, ben şöyle inanıyorum: Kitap sevgisi de bütün öbür sevgiler gibi doğuştan vardır; ama uyuyordur. Onun, zamanı gelince uyandırılması gerekir.
Cahilliği yok edecek ilaç bilim değil mi? Evet, bilim. İşte o da kitapların içindedir. Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz. Karanlığı okuyup öğrenmekle, kafayı ışıklandırmakla yenebiliriz.
Ormanın gölgesinde, derinliklerinde ya da bir akşamüstü engin tarlalarda güneş batarken, fundalıkların ötesinde nehir sisle örtülürken, ben yalnız mutluluğumu isterim. Niçin gencim, niçin yaşıyorum ve niçin ruhum var? Ve bütün bunlar niçin?
Korkuluğun tuğlalarına, güneşin yatıştırıcı kızıllığı vuruyor, akşamın büyüleyici şiirine, o eşsiz sessizliğe karşın, içinde tutuşan tutkularla başedemeyecek gibi oluyordu.