Umudun yaşamı güzelleştirdiğini söylerler, yalan. Umut düş kırıklığı yaratmaktan, gereksiz yere acı çekmemizi sağlamaktan başka bir işe yaramaz, insana gereken yalnızca gerçektir: Basit, yalın ve kaba gerçek.
İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır.
İmkanım olsa, “yarım gün yaşama” projesini icat ederdim. Günün ikinci yarısında herkesin günün ilk yarısının yorgunluğunu atma hakkı olmalı. Bu ütopya hakkında bir iki dakika düşünmek bile yüreğimi ısıtıyor.
Ne zaman kendimi yabancılığın ve dışlanmışlığın tehdidi altında hissetsem, beni tehdit eden olayın çok eskilerde kaldığını hayal ederim. Şansım yaver giderse, o günlerdeki karışıklığı düşünür gülerim.