Sen, benden kalanları toplayıp giderken heybende; ben,
bana kalanların kırıntısında sana yol aradım. Bulamadım.
En bilindik sevdaların, en aşikâr yalnızlıkların sokağında
kayboldum. Kimi zaman bir köşe başında yolumu kesti hüzün, kimi zaman arkama bile bakmadan kaçtım sana çalan
her bakıştan.
Bişnev!
"Ey aşk neredesin?" diye soran hey!
Talipsen kara
bahta kör talihe... Aşktan şikâyet etme de dinle!..
Bizler gerçek insanlara âşık olmak isteriz, gölgelere
değil. Senin teslimiyetin sevgiliye yönelik değil,
aşka yöneliktir.
Yani tek önemli olan aşka
ihanet etmemektir. Sevgiler
değişebilir; aşk baki
kalır.
Bir güzelin simasındadır dedim. Simaya düşürdüm bu üç harfi. Harfe sığmadı, söze sığmadı. Yanmak dedim de köze sığ- madı. Güzelin kara gözünden taştı, göze sığmadı Mahmud Can.
Meğer aşkı surete sığdırırsan boğulurmuşsun. Yanarmış da kavrulurmuşsun. Dilbere aşk edersin ama aşk bâki kalır da güzeli unuturmuşsun.
Aşk yangınla başlar sandım. Saf nâr sandım aşkı ben. Ama aşk yanmak, köz olmak, nihayeti hiç olmakmış. Hiç etmekmiş bedenini, canını, gözünle gördüğün dilberi hiçe vurmak, hiçle tartmakmış.