Elif

9/10
·248 syf.··
2026 10. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 20:34
Edith Hamilton’ın Mitologya’sı Yunan ve Roma mitolojisine başlangıç için çok ideal bir eser. Benim mitoloji kültürüm pek iyi değildir. Bazı çok bilindik isimler, karşıma çıktıkça neymiş diye baktığım efsaneler, bir de zamanında okuduğum ve pek sevdiğim ‘Ben Kirke’ dışında pek içli dışlı olduğum söylenemez. Ancak mitolojinin edebiyat, sinema, gündelik hayat derken pek çok alanda karşıma çıkması ve kaçınılmaz olarak biraz bilgi sahibi olma ihtiyacı duyduğum; ilgi duymaya da başladığım bir alan olması üzerine buradan giriş yaptım kendimce. Halihazırda belli bir birikimi, mitoloji kültürü olan kişilere bu kitap basit gelecektir muhtemelen. Ancak ben çok severek okudum. Tanrılar, önemli olaylar, efsaneler, destanlar hakkında kısa ama bilgilendirici ve öykü tadında ilerleyen bölümler mevcut. Kolay anlaşılır ve hatta sürükleyici de. Devam etmeye daha çok okumaya motive edici oldu benim için. Buradan sonra gözümü yükseklere diktim hatta epey merakım arttı daha fazlasını okumak, bilmek için. Buralarda bir okur arkadaşımın bir dönem bir paylaşımında görüp edinmiştim, kimdi hatırlamıyorum ama çok isabetli bir tavsiye olmuş. Mitoloji ile ilişkiniz, seviyeniz benimkiyle benzerse bu kitabı başlangıç için ben de tavsiye ederim.
MitologyaEdith Hamilton · Varlık Yayınları · 2019695 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·376 syf.··
2026 9. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 11:57
Bazı yönlerden harika bazı yönlerden de herhangi birimiz gibi bir kadının, Harika’nın hikayesi; biraz da aile ve dönem hikayesi. Harika’nın doğumundan yetişkinliğine veya belirsiz bir zamana kadar geçen yıllarda arkada ülkenin tarihi değişimi ve bu değişimin Harika’nın ve ailesinin hayatındaki etkilerine dair bir roman. Harika doğduğunda Osmanlı’nın son zamanlarında bir İstanbul manzarası varken yıllar içinde Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in kuruluşu, ilk yılları, 2. Dünya Savaşı’nın etkileri, çok partili sisteme geçiş, 60 darbesi dönemine kadar ülkeye dair bir film şeridi misali ilerliyor kitap. Bu açıdan oldukça emek vermiş Hikmet Bey. Teknik olarak da kitap röportaj benzeri diyalogar arasında düz olay örgüsü şeklinde karışık olarak ilerliyor. Bu anlatım şeklini de sevdim. Yer yer Nazım Hikmet, Suat Derviş gibi edebiyatçılara, gazetecilere rastlamak da hoşuma gitti. Anlattığı hikayeyi, Harika’nın duruşunu ve kitabın finalini de ayrıca beğendim. Kitapla anlaşamadığım nokta Harika gibi gerçekten harika resmedilmiş karakterlerle çok bağ kuramıyor oluşum sanırım. İç dünyasında kusursuz olmasa da giriştiği her işte işlerin nereye varacağını kestirmek biraz sıkıcı geldi okurken. Özel hayatını, iç dünyasını okumak daha keyifliydi. Daha sıradan karakter okumayı daha çok seviyorum ben. Hikmet Bey’in anlatımını, dilini sevdim. Başka kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Tanıştığıma memnun oldum. Kitabın büyük kısmını Storytel’den dinledim. Deniz Yüce Başarır’ın seslendirmesiyle dinlemek çok keyifliydi. Okumaya fırsatı olmayanlara tanışmak için sesli kitap versiyonunu da tavsiye ederim.
Harika Bir HayatHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 20252,688 okunma
8/10
·80 syf.··
2026 4. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 01:04
Konfor alanından çıkmak dediğimiz bir tabir var hani; kitapta bahsedilen sürekli bir konfor alanına sığınmak, acıyla yüzleştiğimizde modern toplumun halihazırda yaratmış olduğu çeşitli şekillerle sürekli bu konfor alanında kalmak. Böylece hep mutlu olmak, mutlu oldukça daha çok üretmek. Acıyla yüzleşme konusunda inkar, yok sayma yas sürecinin doğal bir evresi esasında. Ancak yazarın mesele ettiği bu değil; acıdan kaçınırken hep iyi mutlu olma ve uyuşma halinin normalimiz haline gelmesi ve mutluluk dispozitifi denen şeyin toplumun, yönetimlerin ve kapitalizmin nasıl da çıkarına olduğu. Bu konuyu enine boyuna irdelemiş yazar işte tam da bu noktada pandemi sürecinin bu hale nasıl ayna tuttuğuna değiniyor. Kitapla anlaşamadığım nokta da burası benim. Eleştirdiği şey karantina tedbirlerin kendisi değil, karantina sürecinin toplumsal etkisine değiniyor. Yazar hayatta kalma histerisi ile bireyleri “ölemeyecek kadar canlı yaşayamayacak kadar ölü” olarak yorumlayıp virüsten farksız tutuyor. Hayatta kalma içgüdüsü ölüm korkusu bu kadar basit bir şey değil, çok insani çok gerçek bir şey bana göre. Pandeminin ortasında görev yapmış bir hekimim ben, bu dönemde toplumun genelinin yaşadığı doğal bir kaygı süreciydi, zordu ve bundan toplumsal bir histeri süreci gibi bahsedilmesinden hoşlanmadım. Karantina sürecinin toplumsal, ekonomik, politik bir çok etkisi vardı muhakkak ama tıbbi olarak da gereklilikti ve ben bu kısımlarda yazar karantina karşıtlığı şeklinde anlatmasa da belki biraz mesleki deformasyonla, kişisel hassasiyetle yazara pek katılmadım. Yine de yazarın fikirleriyle şu şekilde buluşabilirim; mutluluk ve iyi olma, sağlıklı olma dayatması ile o takviyeyi alın, bunu tüketin, bunu yapın gibi söylemlerin ve ürünlerin sektör haline gelmesi bu meseleyle örtüşüyor kesinlikle
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,356 okunma
8/10
·112 syf.··
2026 8. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 00:26
Kıyı kenti, tatil bölgesi Sokço’da, kışın kente gelen bir yabancı ve bu yabancının kaldığı pansiyonda çalışan bir kadının başrolde olduğu bir kitap Sokço’da Kış. Birkaç haftalık bu ziyaret sırasında ikisi de bir çeşit yalnızlık hali içinde olan bu iki karakterin sohbetleri, gezileri, bir çeşit ilişkileri üzerinden ilerliyor kitap. Bir yandan kadın karakterin hayatının akışında kentin kültürünü de hissettiriyor yazar. Özellikle toplumdaki güzellik algısı, estetik işlemlere bakış açısı şaşırtıcı. Kıyı kasabalarının kış hallerine bayılan biri olarak Sokço’yu, kışını, sokaklarını ve genel olarak ruhunu tanımak hoşuma gitti. Kitabın genel olarak atmosferini de çok beğendim ve bitirince bende bıraktığı hissi sevdim. Arka kapakta Duras ile birlikte anılmış, ben Duras’dan tek kitap okudum şimdiye kadar, tanıdık gelen şeyler oldu ama onun hissini çok daha güçlü anımsıyorum. Ama bu vesileyle Duras okuma isteği yüklenmiş oldu bünyeme, iyi oldu. Kitap tamamen farklı meseleler barındırsa da aklıma Audrey Magee’nin Koloni kitabını getirdi bazı yönlerden. Kente gelen yabancı çizer/ressam, kentin yerlisi kadın, modellik yapma veya çizilmeyle ilgili arzu veya kaygı durumları gibi. İçerik olarak bambaşka kitaplar elbette, yine de bitirince aklıma geldi. O kitabı da beğenmiştim. Konudan bağımsız anmış ve tavsiye etmiş olayım. Sokço’da Kış’ın 2024 yapımı bir uyarlaması da var. Uyarlamalarda kitabı, karakterlerin iç dünyasını, atmosferi aktarmak zor bir şey ama bence gayet güzel yansıtılmış, ben beğendim.
Sokço'da KışElisa Shua Dusapin · Can Yayınları · 2023702 okunma
9/10
·236 syf.··
2026 11. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 15:16
Camille Jourdy’nin Rosalie Blum’undan sonra Juliette’ini de çok sevdim. Aslında yine çok benzer şekilde mahallede sıradan insanların gündelik hayatı ve hayatlarının bazı hareketlilikleri üzerine bir çizgi roman gibi biraz. Kendine göre problemleri, delilikleri, yalnızlıkları olan bireyler, ayrılmış anne babalar, alzheimerlı nineler, sevgililer var içinde. Geçmişin izleri, günümüze yansımaları, aile bağları, konuşulan konuşulmayan şeyler var. Kasabanın rengarenk parkları; binaların, evlerin incelikli detayları var. Çok sevdim. Rosalie Blum’daki gibi beni görsel olarak da mest etti. Sulu boya çizimlerin renkleri, incelikli detaylar, el yazısı konuşmalar çok hoşuma gitti. Çizimlerle ilgili sizi neyin beklediğini şahane kapağından da anlayabilirsiniz Yaklaşan bahar günlerinde renkleriyle içinizi açacaktır, tavsiye ederim 🪻
JulietteCamille Jourdy · Baobab Yayınları · 2024108 okunma