Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Aşk, hayattaki en güzel şeydir. Buna daha vakit var, canım yavrum.”
Şimdi göz gözeydik.
Adam'ın gidişini kendime yediremiyordum.
"Maurice, Adam yüreğimden gitti."
Maurice gülümsedi.
"Yoksa sen mi onun yüreğinden gittin?"
Burnumu çektim. Sonunda bezgin halde yanıtladım:
"Sanırım ikisi birden."
"Yüreğinde geçirdiğim tek bir andan bile pişman değilim. İyi zamanlar kadar kötü zamanlardan da, zaten kötü dediğim anlar çok az, kolayca unutulacak cinstendi. Anlıyor musun? Bir kurbağa gibi yaşamamın vakti geldi. Bedenim tombullaşıp hantallaşmadan, gözlerimin feri sönmeden hayatın güzelliğini görmek niyetindeyim. Güzel bir nehir kıyısında yaşamak. Akan suların öykülerini dinlemek. Kıyıdaki yapraklar arasında uyuyabileceğim, öğlenleri kestirebileceğim, küçük sivrisineklerimi, böceklerimi kovalayabileceğim küçücük bir köşeye sahip olmak. Şehirlerin gürültüsünden kaçıp Tanrı'nın huzurlu ilahisini dinlemek. Bedenimi tatlı yağmur damlalarıyla serinletmek, ufak tefek ağrılarımı, romatizmalarımı güneşte ısıtmak. Gün ışığının suya süzülmesini, taşları, karanlık kayaları altın rengine boyamasını seyretmek. Geceleri meltemin ezgisini duymak, yabani yaprakları kemiren cırcırböceklerinin sesini dinlemek. Dolunay gecelerinde, nehirlerin arasında gümüş yuvarlağına oturup gösterişsiz kurbağa şarkılarımı söylemek. Gök zifirî karanlık olduğunda ihtiyar gözlerimi parlak yıldız kolyesine çevirmek. Her şey alabildiğine katıksız, alabildiğine huzurlu. Haksız mıyım Zeze?”