“ Akıl öğrenebileceği kadarını bilir, (belki geride öğrenemeyeceği çok şey kalacaktır. Avutucu bir yanı olmasa da bu gerçeği niçin gizleyelim?) insan yaşantısı ise bilinçli ya da bilinçsiz bütün eğilimleriyle, türlü türlü aldanmalarıyla sürer gider. “
“Bazen sana baktığımda, çok uzak bir yıldıza bakıyormuşum gibi hissediyorum“ dedim. “Göz kamaştırıcı fakat on milyonlarca yıl öncesinden gelen bir ışık. Hatta belki de yıldız artık yok. Yine de bazen o ışık bana her şeyden daha gerçek görünüyor.“
Şimamoto hiçbir şey söylemedi.
“Buradasın” diyerek devam ettim. “En azından buradaymış gibi görünüyorsun. Belkide yoksun. Belki de bu sadece gölgen. Gerçek sen başka bir yerde. Ya da çok, çok uzun zaman önce ortadan kaybolmuştun zaten. Anlamak için elimi uzatıyorum ama sen bir muhtemelen bulutunun arkasına gizlenmişsin. Sonsuza dek böyle devam edebileceğimizi mi düşünüyorsun?”
“ İstenildiği gibi olan ya da olmayan şeylere üzülmekle o kadar zaman harcıyoruz ki treni kaçırıyoruz, “ demişti. “ Hayat kendi yolunu bulur ve her şey olacağına varır. Sadece yaşa ve bırak olsun gitsin. “