Ama Deborah, doktorun belki de biraz haklı olduğunun ayrımındaydı. Kirpiklerinin perdesine sığınıp karanlığa alıştıktan sonra, bir ışık karşısında önce sıkılganlıkla açılan, sonra ışığı biraz kör edici bulsa bile kapanmakta çok geç kalan bir göz gibi, o da zihnini sözcüklere açmıştı.
Bu gizli dünyalar -hepsi- diller, şifreler ve bağışlanma çabaları, kargaşa ve korkunun egemen olduğu bir dünyada, bir hayatta kalma aracıydı onun için.
Bütün hasta insanlar, denetleyemedikleri güçlerinden naslı da korkuyorlar! Nedense, yalnızca insan olduklarına, yalnızca insan boyutunda bir öfke duyduklarına bir türlü inanamıyorlar!