Elif KAYIŞ

Elif KAYIŞ
@ElifKayish
Puan vermedi·192 syf.·
2022 25. kitabı
"Şeyleri olduğu gibi görmek hayatı neredeyse çekilmez hale getiriyor. En azından ben, kısmen de olsa şeyleri olduğu gibi gördüğüm için harekete geçemediğime inanıyorum. Daima eyleme geçmenin sınırında kaldım." diyor sayın Cioran kendi için. Zihinsel olarak zorlayıcı ve yorucu bir kitap oldu benim için. Düşünce dünyası çok derin, düşünme biçimi çok yoğun ve bana çok uzak bir yerde idi. Çürümenin kitabını okurken Cioran'ın sınırda durduğunu olduğu gibi gördüğümü, hiçliğin sınırına tutunmuş bir yazarın sınırda kelimeleri ve cümleleri ile başbaşa kaldığımı hissettim. Aklıma 6 kör ve fil hikayesi geliyor şöyle geri dönüp kitabın hissettirdiklerine bakınca. Evet, varlık kocaman bir fil ve biz oldukça sınırlı bedenimizle, zihnimizle onu anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyoruz. Cioran da, varlığı, kendine has ve sınırlı süzgecinden geçirmiş ve elinde hiçlik ve (benim için) karanlık tarafı kalmış. Çürümenin kitabında hiçliği ve o karanlığı anlatıyor bana göre. İnsana dair pek çok kavramı yerle bir ederken ilgisizliğe ve hiçbir şey olmadan 'ol'maya methiyeler dizmiştir. "İdeal bir şekilde zihni açık, yani ideal bir şekilde normal insan, içindeki hiçlikten başka hiçbir şeye tutunmayandır." der. İdeal olanı sadece hiçliğe indirgerken, benim için başka bir sayfasında yazdığı "Dinden uzaklaşsa bile insan dine tabi kalır; bütün çabasıyla tanrı benzerleri yaratır, sonra da benimser bunları ateşlilikle: İçindeki kurgu ihtiyacı, mitoloji ihtiyacı, apaçık gerçeğin ve gülünçlüğün üstesinden gelir. Bütün cinayetlerin sorumluluğu tapma gücündedir: Bir tanrıyı yakışıksızca seven kişi, başkalarını da onu sevmeye zorlar, buna razı olmazlarsa onları yok etmeye de hazırdır. Hiçbir hoşgörüsüzlük, ideolojik taviz vermezlik veya din yayıcılığı yoktur ki, şevkin hayvani temelini açığa vurmasın. Hele
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·360 syf.·
2022 24. kitabı
Büyülü gerçekçilik tarzında yazılmış tarihi, siyasi, piskolojik ve edebi taraflarıyla çok yönlü bu kitabı okurken bir daha bu minvalde kitap okumayacağıma söz vermiştim. Çok zorlandığım yerleri oldu. Buna rağmen tadı damakta bırakan da bir sürü cümlesi var Salman Rushdi nin. Bir masal gibi ama gerçekten de bir sürü gerçeği barındırıyor. Safiye Zeynep üzerinden utanç duygusu çok güzel aktarılmış. Daha doğduğunda annesinin sütü yerine "olup olacağı bu mu tanrım? O kadar ah vah bu fareyi çıkarmak için miydi?" cümlesiyle karşılanan Safiye Zeynep süt yerine utanç içmişti, su yerine utançla yıkanmıştı. Hayatı boyunca utançla beslenmiş, utancın içinde büyüttüğü öfke ile ve sevgisizliğin büyütemediği zihinle bir canavara dönüşmüştü. Sonunda onu utandıran ama kendisi utanmayan herkes bu canavarın doğrudan ya da dolaylı maktulu olmuştu. Mistik yönlerin, metaforların bol bol olduğu, bölünmüşlüğün, şeylerin kıyısında yaşamanın, köksüzlüğün çok güzel resmedildiği, pakistanın yakın tarihine güzel göndermelerin olduğu ve aynı zamanda bazı yönleri ile kendi toplumumuza çok benzer unsurları da işleyen bir kitap.
UtançSalman Rushdie · Can Yayınları · 2013271 okunma
Puan vermedi·192 syf.·
2022 23. kitabı
bugüne kadar daha çok istismar edilen ve kurban olanların duyguları, düşünceleri, dünyaları hakkında okudum. yeraltı edebiyatı ile tanışmama vesile olan bu kitap ise istismar edenin penceresinden yazılmış. duygu ve düşünce dünyalarını anlamak açısından bana yeterli gelmedi. kurbanına bakış açısı ve onu 'iliğine kadar sömürmekten' aldığı hazzı daha derinlemesine anlatabilirdi. algılamakta zorlandığım bir şey ve kitabın algılamama çok yardımcı olduğunu söyleyemem. o pencereyi az da olsa aralayan bir kitap oldu. istismarcının zihinsel işleyişine bir girizgah gibi birşey. istismarcının hazin sonu olan derin yalnızlık, kitabın sonunda güzel işlenmiş.
İnsan Postuna Bürünmüş KöpekIngvar Ambjörnsen · Ayrıntı Yayınları · 2017434 okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2022 21. kitabı
distopik edebiyatın başını çeken, (bkz: 1984) e ilham kaynağı olmuş bir (bkz: yevgeni zamyatin) romanı. distopya romanları insanın ve toplumun uç noktalarına ayna tutmakta. biz romanı da insanın hamurunda olan duygu, sevgi, renk gibi ruha hitap eden ve onun esneybilen, hissedebilen, düşünebilen, değişebilen bir canlı olmasını sağlayan kavramların hiçe sayıldığı, bastırıldığı mekanik bir toplumu resmetmektedir. bu bireyin bana sadece sol beyniyle yaşaması ve sağ yarımını bastırması, hiçe sayması gibi gelmiştir. böyle bir toplum da birey de eksiktir. o bastırılmış taraf er ya da geç varolmak için sinyal verecek ve çaba gösterecektir. biz romanında da bu bastırılış, tek yönlülük ve uyanış resmedilmekte. bastırılmış ve bastırılmamış yönler bir karşıtlık oluşturuyor. nötrün - ve + ya ayrışabilmesi gibi. nötrden eksiyi çekersek meydanda bir artı kalır, artıyı çekersek meydanda bir eksi. insanın varoluşunda olan kavramların bir kısmını, suç işlemeyi misal, bastırır veya yok sayarsak birey olarak da toplum olarak da uçlara savrulmaya, yönetilebilmeye çok daha açık hale geliyoruz. bu da kitapta gördüğüm anlamlandırabildiğim resmin bir parçası. tamamlanmayan cümleler fazlasıyla mevcut kitapta. bu bakımdan zihni biraz zorlamakta.
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · İthaki Yayınları · 202011,9bin okunma
Puan vermedi·293 syf.·
2022 20. kitabı
SANA GÜL BAHÇESİ VADETMEDİM... Bu kitabı okurken bilinçdışı düşüncelerin içinde yüzüyor gibi hissettim genelde. Metaforlar, Deborah'ın Yr ve gerçek dünyadaki yaşantıları, konuşmalar bir nebze ayna oldu. 16 yaşındaki bir kızın intihar girişiminden sonra akıl hastanesine gidişi ile başlar süreç. Asıl süreç ise yahudi bir dedenin travmaları ile başlar. Ya da nesiller öncesi bir başlangıcı vardır diyebiliriz. "Sen onlardan değilsin" der Yr deki tanrılar sık sık. Yr, Deborah'ın gerçek dünyaya entegre olamayınca kurduğu hayali dünyasıdır. Çeşitli tanrılar vardır o dünyada, bir koro ve zamanla iki dünya arasındaki sınırları koruyan sansür. Bu hayali dünya başlangıçta Deborah'a iyi gelse de zamanla onun için işkenceye dönüşür. Bazen kurban olur bazen kraliçe olur o dünyada.  Deborah'ın, çevresindeki insanların duygularını düşüncelerini algılamada, gözlerin ardındakileri görmede çok iyi bir yeteneği var bence. Tabii her meziyetin bir bedeli de oluyor bazen. Saklanılan gerçekleri görmenin Deborah'ın yeryüzüne entegre olmasını zorlaştırdığını düşünüyorum. Çünkü Dr. Fried'in deyimi ile Deborah, yalana alerjisi olan bir insandır. İnsanların kendi gerçeklerini yaşamaması Deborah'a koca bir yalan gibi geliyordur.  Kitabın edebi yönü beni mest etti zaman zaman. Hastanede dairesel bir şekilde dolaşan Lee'yi, gezegenlerinin çevresinde dolaşan batlamyus güneşine benzetmesi, kendini, kendi gözünün içindeki bir saç teli gibi görmesi, gelişememiş dostluk kurma kabiliyetini kabuk bağlamış olarak anlatması çok hoşuma gitti. Bu durumlar ancak bu kadar güzel anlatılabilir dedirtti.  Kitabın çekirdeği olarak gördüğüm yer: Jacob (Deborah'ın babası): Ona sunduğumuz dünya o kadar da korkunç değildi. Dr Fried: Ama o sizin dünyanız hiçbir zaman benimsemedi, anlamıyor musunuz? Gerçekliğe göre
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma