“acı çekmenin anlamı bizim için açıklık kazandıktan sonra, görmezlikten gelerek ya da sahte yanılsamalar besleyip yapay iyimserliğe sığınmak yoluyla kamptaki işkenceleri önemsiz görmeyi ya da hafifletmeyi reddettik. acı çekmek, sırtımızı dönmek istemediğimiz bir iş oldu. acının, başarıya yönelik gizli fırsatlarını kavradık; bu fırsatlar, şair rilke’nin şu dizeyi yazmasına neden olmuştu: “bitirilecek ne kadar çok acı var!” başkalarının “bitirilecek işler”den söz etmesi gibi, rilke de acıların bitirilmesinden söz ediyor. bizim için bitirilecek bolca acı vardı. bu nedenle, zayıflık anlarını ve gizli gözyaşlarını minimum düzeyde tutmaya çalışarak, acının tamamını göğüslememiz gerekiyordu. ama gözyaşlarından utanmamız gerekmiyordu çünkü gözyaşları, bir insanın cesaretlerin en büyüğüne, acı çekme cesaretine sahip olduğuna tanıklık ediyordu. ancak çok az kişi bunu kavrıyordu.”