ve asla unutma; yaşayacağın hiçbir dert bir insanın yaşayabileceği en büyük dert değildir. Dünyanın, ülkenin, hâtta mahallenin bir yerinde birinin o anda senden çok daha dayanılmaz bir acısı, çok daha amansız bir yokluğu, yoksunluğu vardır. Ölüm hariç, karşı-sında çaresiz kalacağın hiçbir sıkıntı olmamalı.
Üstelik, bazı şeyleri ölüm dahi öldüremiyor, bile-sin. Anılar gibi, aşk gibi şeylerin karşısında beceriksiz kalıyor; içindeki güzeli, tutkuyu, coşkuyu, heyecanı, aşka âşık kadını öldüremiyor ölüm. Sevdiğini senden alıp götürebiliyor ama yeniden sevmeni, yüreğinde yeni bir aşk nişi açmanı engelleyemiyor. Bunu bilmek sana güç versin. Bir de genlerinin geçmişi var ya, onlar her daim seninle, seni dayanıklı kılacaklar. İyi öğren, iyi çalış onları. Ninelerinin, dedelerinin yaşantılarıni, ne mücadelelerden nasıl vakurla, dimdik çıktıklarını, hayata nasıl şikâyetsiz, ısrarla, tutkuyla sarılıp, nasıl mutluluklar yakaladıklarını hep hatırında tut. En zor zamanlarında seni diplerden alıp yine yüzeye ulaştıracaklar. Zaten en dibe vurduğunda yukarıya çıkmaktan başka gidecek bir yer kalmamıştır, senin, benim gibi inatçılar için. Dibe yayılıp da boğulmayı bekleyenlerden olamayız biz.