en azından üç beş satır hüzün yaz
bırakma kalemi, dağıtma elemi
satırlara böyle mürekkep lekesi
silince geçmesin ve geçsin endişesi
mat bir saati beslediğim gecede
her bir kaybedişi bıraktığım bütün
kim ne derse bundan sonra hep iyi
umurumda mı dökülüşü yaprağın ve
gülün tebessümüne ağıt yaktığım
güz geldi... ben o şeyi rüzgâra bıraktım
neydi... belki eski bir düşünceydi
farkında olmasan da ne gemiler yaktım
kendisi değildi ayak sesiydi güzün
sevince dermanım yok, en azından biraz hüzün
"...yok. Ancak ağır hastalandığımız ya da öldüğümüz zaman hatırlıyoruz birbirimizi. O yitirdiğimizin ne iyi, ne eşsiz bir insan olduğunu, ne büyük iyilikler yaptığını, ancak o son demde anlıyoruz."