Elif Berin

Elif Berin
@Elifberin
Akademisyen
Yüksek Lisans
İzmir
İzmir
11 okur puanı
Mayıs 2024 tarihinde katıldı
Bir Düşman Yaratmak
BİR DÜŞMAN YARATMAK Boş bir tuvalle başlayın işe Ana hatlarıyla erkek, kadın ve çocuk figürleri çizin. Geniş bir fırçayı reddedilmiş karanlığınızın bilinçdışı kuyusuna daldırın ve yabancıları gölgenin netameli nüansıyla lekeleyin. Düşmanın yüzüne size ait olduğunu kabullenme cesaretini gösteremediğiniz açgözlülük, nefret ve ihmalkârlığı işleyin. Her bir yüzün o tatlı biricikliğini muğlaklaştırın. Her ölümlü kalbin kaleydoskopunda oynaşan sayısız aşk, umut ve korkunun tüm ipuçlarını silin. Aşağı bakan bir zulüm yayına dönüşene dek tersine çevirin gülümsemeyi. Ortada ölümün soyut iskeletinden başka bir şey kalmayana dek Ayırın eti kemikten. Canavar, haşarat, böceğe dönüşene dek her özelliğini abartın insanın. Arka planı, tarihi kâbuslardan kalma tekinsiz figürler – iblisler, demonlar ve kötülüğün itaatkâr askerleriyle bezeyin. Puttan düşmanınız tamamlandığında,
Kendin Olmak
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Jung
Hiçbir şey bizi ahlaki karar alma zorluğundan muaf kılamaz. Bununla birlikte, kulağa ne kadar ters gelse de bazı durumlarda ahlaki değerlendirmemiz öyle gerektiriyor ise, ahlaki açıdan iyi olarak kabul edilenden kaçınma ve kötü olarak kabul edilen şeyi yapma özgürlüğüne sahip olmalıyız.
Sayfa 283·Kitabı okudu
Kendin Olmak
Jung
İyiyi ve kötüyü mutlak karşıtlar olarak düşünmekten sakınmalıyız. Ahlaki eylemin kriteri artık, iyinin şüpheye yer bırakmayan bir tahakkümün gücüne sahip olduğu kötü dediğimiz şeyin ise kararlılıkla reddedilebileceği şeklindeki basit görüş olamaz. Kötülüğün gerçekliğini kabul etmek, kaçınılmaz olarak hem iyiyi hem kötüyü görelileştirir ve onları paradoksal bir bütünün iki yarısına dönüştürür. Uygulamada bu, iyi ve kötünün artık o kadar aşikâr olmadıkları anlamına gelir. Her ikisinin de bir yargıyı temsil ettiğinin farkında olmalıyız. İnsan muhakemesinin yanılabilir olduğunu göz önüne alırsak her zaman doğru yargıda bulunacağımızı düşünemeyiz. Ahlak sorunsalı bu prensipten ancak biz ahlaki değerlendirmelerden kuşkuya düştüğümüz zaman etkilenir. Bununla birlikte ahlaki kararlar almak zorundayız. ‘İyi’ ve ‘kötü’nün göreliliği, asla bu kategorilerin geçersiz oldukları veya var olmadıkları anlamına gelmez. Ahlaki yargı her zaman mevcuttur ve kendine özgü psikolojik sonuçları beraberinde getirir.
Offf offf.....
Ki evlilikten beklenenler ile ilişki arasındaki en büyük fark budur. Benim ilişki deneyimim, iki kişinin nispeten zorlantılı bir şekilde birbirlerinin seçilmiş içsel arketipleriyle sandalye kapmaca oynamalarıdır. Benim sert sokak çocuğum, senin gece kulübü meleğinle aşk yaşıyor. Ben senin evsiz berduşunum, sen benim sevgi dolu annemsin. Ben senin kayıp babanım, sen benim üzerime titreyen kızımsın. Ben senin kulunum, sen benim tanrıçamsın. Ben senin tanrınım, sen benim rahibemsin. Ben senin danışanınım, sen benim analistimsin. Ben senin yoğunluğunum ve sen benim toprağımsın. Bunlar, örüntülerin nispeten cafcaflı olanlarından bazıları. Tahterevallide hop oturup hop kalkan animusla anima. Bunlar, arketipsel çiftleşmeler uslu durdukları müddetçe yeterince uzun süre ayakta kalırlar. Peki ya adamın içindeki küçük oğlan çocuğu, kadının içindeki anneyi ararken onun yerine, tam da bu gece, bağırsaklarını paramparça eden keskin dişli bir analist bulduğu zaman. Ya da kadının içindeki küçük kız, adamın içindeki babayı ararken, baba yerine, yatacağı bir tanrıça isteyen pagan bir ibadetçi bulunca ve bu onu, gerçekte şehvet düşkünü bir putperest olan babacığını memnun etmek için tanrıça rolü oynayan küçük bir kız kılığına bürünmeye teşvik edince…. küçük kızlar haz alamaz. Ya da bir kadın, gizlice kendisine bakacak bir anne arayan maço bir erkeğe çekim hissediyorsa: Bir erkeğin cinsel benliği, kendi içindeki küçük oğlan çocuğunun hizmetindeyken ereksiyon olamaması veya erken boşalması şaşırtıcı değildir. Ya da aslında onlar birbirleri karşısında mevcut bile değillerdir. Kendi kendilerini tatmin ediyorlardır. Psişelerinde küçücük bir oğlan çocuğu olan bu erkekler gerçek kadını bir dublör gibi görürken, yataklarını paylaştıkları kadın, her şey gayet iyi olduğu halde neden kendisiyle
Sayfa 149·Kitabı okudu
Çocuklarımız için
Fakat ebeveynler çocuklarını, olumlu özellikleriyle özdeşleşmeye, dürüst olmak ve başkalarına saygı göstermek gibi davranışlara teşvik ederken onu karanlık yönlerinden çok fazla ayırmamalıdırlar. Çünkü Gölge hiçbir zaman, bilinçli kişilik kendisiyle teması kaybettiği zamankinden daha tehlikeli değildir. Örneğin öfke meselesini ele alalım. Elbette çocukların başkaları için yıkıcı etkiler yaratacak derecede öfke dürtülerine kendilerini bırakmalarına izin verilemez. Aynı zamanda, öfkeyle teması tamamen kaybetmek onlar için bir kayıptır zira gördüğümüz gibi, öfke genellikle sağlıklı bir tepkidir. Bir ebeveyn, "Kız kardeşine kızdığın için sen kötü bir çocuksun" dediği zaman, hassas bir çocuğun ebeveyninin onayını kazanmak için öfkesini bastırması gibi bir tehlike söz konusudur. Bu, kişilikte bir bölünmeye ve özerk, dolayısıyla da tehlikeli bir gölge kişiliğe yol açtığı kadar, öfkenin sağladığı hayati enerjiyle temasın kaybedilmesine de neden olur. Ebeveynler öfkelenme hakkını kendilerine tanıyıp çocuğa tanımadıklarında durum daha da yıkıcı bir boyut kazanır. Ebeveynlerin ifade ettiği fiili tavır genellikle "Ben kızabilirim ama sen kızamazsın" şeklindedir.
Sayfa 119·Kitabı okudu