Ama hepimizin tecrübesi de gösteriyor ki mutluluk su gibi, rüzgâr gibi ele gelmez bir şeydir. Onu elde ettiğimizi düşündüğümüzde yitip gider. Yeniden yakalamaya kalktığımızda kaçar. Geleceğini beklediğimiz anda ortadan kaybolur, en beklenmedik anda birden ortaya çıkar.
"Bilge yaşadığı hayatı düşünür ve düşündüğünü yaşar." Dolayısıyla önemli olan her zaman, düşüncelerini ve kanaatlerini eylemlerle hayata geçirmeye çalışmaktır.
Lâ, Sonsuzluk Hecesi, Âdem'in yaradılışı ile başlayıp ölümü ile biten bir kitap. Allah'yan gelip Allah'a gidenlerin öyküsü. İlk insanın, ilk peygamberin ömrünün hikayesi. Bu ömre cennet de, Havva da, yasak meyvenin yenilmesiyle cennetten kovuluş da, Serendip yolu da, tüm dünya bilgisi de, Hâbil ile Kâbil'in öyküsü de sığmış. Hâbil ile Kâbil, Adem ile Havva'nın oğulları. Bu ikiliyi bir tutan 'ile' bağlacı. Nasıl ki Adem denilince akla Havva geliyorsa Hâbil denilince de akla Kâbil'in gelmesi tüm mevzu. Her ne kadar Kâbil şeytana kulak verip kardeşi Hâbil'i öldürmüş olsa da bir kardeşi diğer kardeşinden ayrı düşünmek mümkün değil. Nazan Bekiroğlu tam olarak da bu bütünlüğü aktarıyor kitabında. Diliyle, kelime tercihleriyle okuyucuyu yormadan insanlığın temelinin nasıl atıldığını anlatıyor.
Nazan Bekiroğlu