“Benim fikrimce, tıpkı bir dilin esaslı bir biçimde öğrenildikten sonra konuşulabilmesi gibi, güçlü roman kahramanları da ancak insanların çok iyi incelenmesiyle yaratılabilir.”
Ayfer Tunç’un okuduğum ilk kitabıydı. Kitabı bitirdiğim gibi diğer kitaplarını da incelemeye başladım ve yakında okumaya karar verdim.
Kuru Kız çevresinin O’na hem görüntüsü nedeniyle hem de direkt kız kurusu diyemedikleri için taktıkları lakaptı. Aslında kitapta hiçbir karakterin de isminden bahsedilmiyordu. Hepsi bir şekilde betimlenmişti.
Kitabın beni etkileyen yanı yaşadığı hayatın tersini deneyimlemek isteyen bir kadının hatta istemekle kalmayıp yaşadığı onca şeyden sonra çok büyük bir değişime adım atmasıydı. Üstelik bu adım çevresinde onu tanıdığını sananlara çok hızlı düşünülmeden öylesine atılmış olarak gelse de O’nun dünyasını, düşündüklerini, merak ettiklerini, ilgi alanlarını daha yakından tanıma şansını yakalayan biz okurlar bu adımın çok iyi düşünülerek yaşadıklarının yıllar boyu toplanarak çıkardığı bir sonuç olduğunu görebiliyoruz.
Karakterleri, işlenen konuları (zorbalık, yalnızlık…) birkaç kelime ile özetlersem; Hayatın içinden,gerçekçi, bir yerlerde mutlaka yaşanmış olan diyebilirim.
Son olarak eklemek isterim ki hayatının yeni döneminden daha fazla kesit sunulsaydı çok daha umut verici olabilirdi diye düşünüyorum.