Şüphesiz güzellerdi ama bahsettiğim güzeller hakikaten bir de rafineydi, alımlıydı. Nedir bu? Belli ki o insan hayatta düşünmüş, üzülmüş, sevilmiş , görmüş geçirmiş, güzel şeyler görerek heyecanlanmış, okumuş, okuduğundan etkilenmiş... Bunlar hep insanın yüzüne yansır. İnsanın yüzü bir kitap gibi okunabilir. İfadeniz bomboşsa da hiçbir şey yaşamadığınız fark edilir. Bundan kaçının, monotonluktan uzaklaşın. Yüzünüz ifadesiz kalmasın.
....Kimi zaman insanda ‘hayvanca’ bir zalimlik olduğundan dem vurulur, ama hayvanlara yapılan korkunç bir haksızlık, bir hakarettir bu. Bir hayvan asla insan gibi zalim olamaz; böylesine ustalıklı, böylesine sanatsal bir zalimlik insanda olur sadece. Bir kaplan yalnızca parçalayıp kemirir. İnsanları kulaklarından duvarlara çivileyip de gece boyunca öylece bekletmek, bunu yapabilecek olsa bile aklının ucundan geçmez.
Bilinçli farkındalık, kişisel gelişimden ziyade kişisel kabulmüş aslında. Amaç, olduğumuzdan farklı bir insana - daha mutlu, daha huzurlu, daha sakin mesela- dönüşmek değilmiş. Tüm bunlardan daha basit, daha mütevazı bir şeymiş. Olan şeyi başka bir şeye dönüştürmektense, olduğu haline merakla, açıklıkla yaklaşmaya niyetlenmek demekmiş.