Elifin

Sabitlenmiş gönderi
bakmayın bu dünyaya
Bir dize yalanın beni üzemeyeceği çağdayım. Siz bakmayın benim yüzümün asıklığına. Ne acı çektiğim var ne de uğruna koşacağım bir sevda. Ben, kendi boşluğum ile baş başayım. Bu durumda ne anlaşılmak gibi bir derdim var ne de size bir şeyler anlatmak. Anlamını çoktan yitirmiş dünya, siz bakmayın benim yüzümün asıklığına. Hani nerede beni bir yolculuğa çıkartacak sezgim? Hani neredeler benim tutunmamı sağlayacak olan hevesim? Kırmadılar, kırmadım, sadece bu dünyaya tutunamadım. Siz bakmayın benim yüzümün asıklığına. Merak etmeyin! size söz, ne alacağım kaldı ne de vereceğim. Kendim için bir şey başaramadığım bu dünya. Ama siz umudunuzu yitirmeyin, bakmayın yüzümün bu asıklığına... 𝐸𝓁𝒾𝒻 𝒯.
Reklam
Elifin tekrar paylaştı.
unuttuklarımızın önemi
İnsanoğlu doğar doğmaz çok şeye sahiptir; öncelikle akıl ve tertemiz duygular... Doğan, büyüyen ve ölen insan yeryüzünde her şeye sahipken, sahip olduğu en kötü şeyin unutkanlık olduğunu bilmez. Bunun hiçbir zaman kavrayamaz; olaki kavrasaydı, unutkanlık ile yoğurulan benliğini inkar ederdi, yapılan iyiliği unutan zihni tövbe ederdi. İnsandı bu, unuturdu iyiyi kötüyü, yaptığını söylediğini bilinmeden unuturdu yahut unutmasaydı, geçmişe takılı zihin bataklığında bu sefer de kendini unuturdu. Öyleyse, unutkanlık için Tanrının lütfü denilebilir mi? Yapılan iyiliği unutmanın nankörlük olduğu lakin sizin işlediğiniz nankörlüğü unutmanızın akıl sağlığını koruduğu gerçeği ile sürdürdüğümüz yaşamın bizim için önemi neydi? 𝐸𝓁𝒾𝒻 𝒯.
sıkkınlık
Hayatımın tekdüze zamanlarında toplumca tabiri (ruh sıkkınlığı) hakkında düşünüyorum. İnsanın yaptığı işte, bulunduğu zaman ve mekana ait hissetmediğinde oluşan ruh sıkkınlığının zamanla nasıl ilerlediğini, daimi mutsuzluğun hâkimiyeti ile ilerisinde depresyonla sonuçlandığını biliyoruz. Genelde kabul etmediğimiz ise bunu nasıl düzelteceğimizdir. Ruhu tatmin etmenin bir yolu iki aşaması vardır. İlki, insanların dikkatsizce takılı kaldığı aşama: beyin ile düşünce. Düşüncenizde dünyanın en iyisi yahut en kötüsü dahi olabilir ve bununla ruhunuzun ne istediğini bulabilirsiniz. Ama haberiniz olsun, burada fazla dolanmak sizi delirmeye ve dünyadan kopmaya sebep verir. Ait olmadığınız yerden kısa süreli sahte kaçışlar, ruhta oluşan basit teselli sizi sadece yarım bırakmış olur. Olması gereken, beyinde düşünce kalpte eylemi birlikte yapmaktır. Ruhu tatmin edecek olan, düşündüğünüz eylemi kalp ile yapmaktır. Yaptığınızda mutlu olduğunuz ve zihnen ait olduğunuz işlerden bahsediyorum. Bu yüzden insanlar "mutlu olduğun işi yap" derler. Bu durumu mutluluk ile ilişkilendirir, tercih aşamasında ait olduğun yeri bulmanın öneminden bahsederler. Çünkü ruhu özgür bırakacak tek yöntem budur. 𝐸𝓁𝒾𝒻 𝒯.

Okur Takip Önerileri

Tümünü Gör
bizim tanrımız
Başkasının yargısı benim cehennemim. Sanıyorum ki yalvarır ya da ona ettiğim duamda yeterince samimi olursam affedileceğim.- Ola ki, sakın yargılamayın bu acizliğimi! Hepimiz, hem de hepimiz, başkasının zihninde var olmadan yaşamış saymıyoruz kendimizi. Bundan korkuyorum, titreyerek kapatıyorum gözlerimi. Fayda yok, fena kokuyor nefsinizin açlığı, kalbinizin iğrenç nefreti. Ardından duyuyorum provası yapılmış repliklerin samimiyetini. Biliyorum, bende gerçek özgürlüğüm kendime gösterdiğim merhamette. Kabul ediyorum, ben de bundan suçluyum. Oldukça açgözlüyüm, bekliyorum başkasından suçumu affettirecek merhameti.
120 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.