Merhabalar;
Öncelikle kitabın gerçek bir hikayeden uyarlama olduğunu söylemek istiyorum.Bazı konular için çok çok daha fazla çaba sarfetmek gerekliymiş onu anladım.Neyseee :(
Bazen bir kitapla aranda garip bir bağ oluşur; ne tam seversin ne de elinden bırakabilirsin. Sakar benim için tam olarak böyleydi.
Öyle sürükleyici, heyecanlı bir hikâye değil aslında. Hatta yer yer “ne oluyor şimdi?” “Kim kimi doğurdu” “Teyze ne alaka” “ Neler oluyor laaa” kafanın karıştığı kısımlar var. Çünkü olaylar sana hazır şekilde verilmiyor, sen toparlıyorsun.
Roman klasik bir olay örgüsü gibi akmıyor.Bunun yerine:
• Tanık ifadeleri
• Resmi raporlar
• İç monologlar
şeklinde parçalı bir anlatım kullanılıyor.
Ama işte tam o noktada kitap seni içine çekmeye başlıyor. Parçaları birleştirdikçe içimde tuhaf bir sıkıntı oluştu, tarif etmesi zor bir his.
En çok hoşuma giden şey şu oldu: Yazar hiçbir şeyi abartmıyor. Dram kasam,seni ağlatam,gibi bir derdi yok ama buna rağmen içten içe insanı rahatsız eden bir ağırlık var. Sanki sessiz sessiz bir şeyler birikiyor da sen sadece izliyorsun gibi.
Kitap kısa ama etkisi kısa değil kesinlikle. Bitirdikten sonra “tam olarak ne hissettiğimi anladım” uzun uzun “ne okudum ben” düşüncesi olmadı.Üzüntü hissettim ama,klasik bir üzüntü değil bu. Daha çok içe oturan, hafif rahatsız eden bir his.(Kız çocuklarına düşkün biri olarak beni çok yaraladı.)
Benim gözümde “Sakar”, olaylardan çok his bırakan bir kitap. Çok büyük şeyler anlatmadan, küçük küçük dokunarak etkileyen türden. Herkese hitap eder mi emin değilim ama bana kesinlikle “okudum bitti” dedirtmeyen kitaplardan biri oldu.