Elfccmn

Hayırlı bayramlaaaaarrrrr
8/10
·109 syf.·
2026 32. kitabı
Merhabalar; Öncelikle kitabın gerçek bir hikayeden uyarlama olduğunu söylemek istiyorum.Bazı konular için çok çok daha fazla çaba sarfetmek gerekliymiş onu anladım.Neyseee :( Bazen bir kitapla aranda garip bir bağ oluşur; ne tam seversin ne de elinden bırakabilirsin. Sakar benim için tam olarak böyleydi. Öyle sürükleyici, heyecanlı bir hikâye değil aslında. Hatta yer yer “ne oluyor şimdi?” “Kim kimi doğurdu” “Teyze ne alaka” “ Neler oluyor laaa” kafanın karıştığı kısımlar var. Çünkü olaylar sana hazır şekilde verilmiyor, sen toparlıyorsun. Roman klasik bir olay örgüsü gibi akmıyor.Bunun yerine: • Tanık ifadeleri • Resmi raporlar • İç monologlar şeklinde parçalı bir anlatım kullanılıyor. Ama işte tam o noktada kitap seni içine çekmeye başlıyor. Parçaları birleştirdikçe içimde tuhaf bir sıkıntı oluştu, tarif etmesi zor bir his. En çok hoşuma giden şey şu oldu: Yazar hiçbir şeyi abartmıyor. Dram kasam,seni ağlatam,gibi bir derdi yok ama buna rağmen içten içe insanı rahatsız eden bir ağırlık var. Sanki sessiz sessiz bir şeyler birikiyor da sen sadece izliyorsun gibi. Kitap kısa ama etkisi kısa değil kesinlikle. Bitirdikten sonra “tam olarak ne hissettiğimi anladım” uzun uzun “ne okudum ben” düşüncesi olmadı.Üzüntü hissettim ama,klasik bir üzüntü değil bu. Daha çok içe oturan, hafif rahatsız eden bir his.(Kız çocuklarına düşkün biri olarak beni çok yaraladı.) Benim gözümde “Sakar”, olaylardan çok his bırakan bir kitap. Çok büyük şeyler anlatmadan, küçük küçük dokunarak etkileyen türden. Herkese hitap eder mi emin değilim ama bana kesinlikle “okudum bitti” dedirtmeyen kitaplardan biri oldu.
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·280 syf.··
2026 20. kitabı
Eğer hayatınızın memnun olmadığınız bir dönemindeyseniz bir daha düşünün.. Annelik ... Bu duygu çok büyük bir nimet. Herkese nasip olmuyor. Kitapta da anne olmak istemeyen bir kadının çocuklarına olan davranislarini okuyoruz. Asla merhamet göstermeyen, sürekli şikayet eden hatta öyle bir anne ki okuma, dışarıda oynama , arkadaşlık...böyle duyguları asla çocuklarına layık görmüyor . Bir anne olarak kitapta bu noktaları okumak bir hayli zordu. Savaş... Toplumun bir kısmına acı verirken, bir diğerinin kurtuluşu oluyor.Hitler döneminde Londra'dan kırsal bölgelere iki çocuk tahliye oluyor Ada ve Jamie ... İkisi de annesi tarafından istenmeyen çocuklar, özellikle Ada yumru ayak olması sebebi ile nefret edilen bir çocuk. Onların duyguları kitapta o kadar güzel ifade ediyor ki ara verip , ağlayıp, derin bir nefes alıp tekrar devam ediyorsunuz. Susan ... Hayat bittim dediğin anda yeniden başlar ta ki ölüm ayırana dek... En yakın arkadaşının acısını Ada ve Jamie ile dindiriyor. Hem çocuklar hem de kendisi hiç bilmedigi annelik duygusunu tadıyorlar. Bu kısım onca olumsuz duyguya rağmen kalbimi yeşertti Ben kitabı okurken Batı'daki savaş hikayesini değil de sanki Filistinde bir çocuktum. Oradaki cocuklar için empati kurdum, onların gözünden dünyaya baktım. O savaş korkusunu içimde yaşadım. Acıyı yarıştirmak değil niyetim ama gerçek hayata baktığım da Filistin'de ki çocuklar bunu hala yaşıyor ve malesef onlar Ada ve Jamie kadar şanslı değiller Ne olursa olsun savaşın hiç bir zaman kazananı olmuyor .... Ve kitaba tekrar dönecek olursak öyle güzel ki her bir karakterin ruhsal tahlilini uzun uzun yapmak isterdim. Yazar bu duyguyu karşıya o kadar güzel veriyor ki elinizden asla bırakamıyorsunuz , ilk defa okuyacak olanlar cok şanslı
Hayatımı Kurtaran SavaşKimberly Brubaker Bradley · Parodi Yayınları · 0581 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2023 9. kitabı
Toprak Ana Dünya Kadınlar Gününde Atatürk'ün bir sözünü paylaşmıştım. "Yeryüzünde gördüğünüz her şey kadının eseridir" diye.. Gelgelelim o gün bu iletiyi görenler.. Allah Allah olur mu öyle şey? Der gibi yorumlar aldım. İçimden ister kabul edin, ister etmeyin, ama öyle demek, gelmişti.. Bir yerde okumuştum. Victor Hugo'nun bir sözü vardı. "Hepimizin bir annesi var Toprak." diye. Hatta aranızda bilen var mı? Bilmiyorum. "İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir, denir.. Açıkçası Toprak deyince ne anlıyoruz? Toprak sadece üzerine bastığımız, bitkilerin yetiştiği yer mi? Toprağa, Ana sıfatının verilmesi, sizce bu yüzden mi? Bana kalırsa hiçte değil.. Toprak bunlardan çok daha fazlası.. Bir ananın gözyaşlarını okuyoruz kitapta.. Toprağa içini döküyor. Caynak, Kasım, Maysalbek; üç oğlu ve kocası Savankul savaşa gidiyor, bir daha dönemiyorlar. Ama o, yine de çaresizim demiyor, gelini Aliman'la hayata dört elle sımsıkı sarılıyor, İçlerindeki umudu hiçbir zaman tüketmeden.. Tesellisi "Toprak Ana'ya" dayanarak.. Savaştan arta kalan açlık, sefalet, yoksulluk, ölüm haberleri.. Her geçen gün yürekleri dağılıyor. Dayanılır mı bu acılara? Savaş, yandığın yerde sön.. Bizlerden uzak ol.. Bize yardım et Toprak Ana, savaş bitsin. Eski günlerdeki gibi huzur bizleri bulsun.. ### Son söz.. Kuşkusuz, Toprak Ana çok kıymetli bir eser. Tolganay'ın toprakla dertleştiği satırlar, okuyucuyu etkisi altında bırakıyor. İçinizden Toprak Ana gibi Tolganay'ın sırtını sıvazlayıp "üzülme geçecek, bitecek bunlar" demek geliyor. Demem o ki Değerli Dostlar, eserle birlikte sizler de artık bir "Toprak Ana" oluyorsunuz. Kırgızlı yazar Cengiz Aytmatov'un kalemi gerçekten muazzam. Yazar okuyucunun bam telini yakalamayı çok iyi başarmış. Mutlaka okuyun, derim. Eminim Aşık Veysel'in söylediği
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202278bin okunma
Korkma Ben Burdayım :)
8/10
·202 syf.·
2025 45. kitabı
Bazı yazarların eserlerini okuduktan sonra insanın üzerine çöken bir ağırlık hissi oluyor. Başından aşağı boca edilmiş bir kova su ama bu su soğuk desem değil, sıcak desem hiç değil.. Su ağırlık hissi verir mi? Islanırsın ve üzerindekiler ağırlaşır, olsa olsa odur o ağırlık hissi. Başka ne olacak? Öyle değil mi ama? Üzerin kuruyana kadar beklersen üşütürsün, gidip üzerini değiştirsen kurulanır hafiflersin. Ama bekliyorsun, niye? Anlamaya çalışıyorsun bu ağırlık neyin nesidir.. Neyse, okurunun sana seslendiği gibi sesleneyim: Oğuzcuğum, bi ara en son vücudundaki tüm hücreler de dile gelecek diye bekledim. Bana kalırsa konuşturmadığın tek bir hücren kalmadı ya neyse. İlk hikayende sakin ve kısa cümlelerinle aldın beyaz bir manto ile gezdirdin önce, yavaş bir yürüyüşe çıktık. Sonra yokuşu tırmanmaya başladık, fazlaca yorucu oldu, nefesim kesildi ama yokuş tırmanırken derinlerde mahzen gibi bir yere indirdin, ne olduğunu anlamadım, çatı katına çıkmıştık en son, yerin altında mahzen de neydi. Neyse sonra gördüm ki sayısız dehlizlerden oluşan bir yerdeyim, aniden bir akıntı geldi, sürükledi beni, dehlizlerin duvarlarına çarpa çarpa sürükledin, korkuyu hiç de bekletmedin, yoruldum sürüklenirken. Ben o haldeyken neler anlattın öyle kendinle ilgili, acımı azaltmadı ki.. Ne zaman bitecek bu sürüklenme diye düşünürken, suyun yüzüne çıkardın nihayetinde.. Duruldu su, sakindi yüzey.. Yüzdürdün çıkardın kıyıya.. Son iki tane hikaye anlattın orda, güneşin altında üzerim kuruyana kadar.. Nereye gideceğimizi bilemedik, nerdeydik?.. Derdini dinleyebildim o an, üzerim kuruyana kadar döktün içini sakin sakin.. Akıntıda anlattıklarını anca duyabildim, anca sindirdim.. Neredeyiz bilmiyordum o an, senin de bilmediğin gibi.. Ama demiştin sen hep olduğun yerdeydin.. Peki biz neredeydik ey
Edebiyat
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
Kalbinin Sesini Dinle: Simyacı'dan İlham Verici Öğütler
9/10
·188 syf.··
2024 124. kitabı
Çoban Santiago, sıradan bir hayat yaşarken, bir gün rüyasında gördüğü hazineyi bulmak için her şeyi geride bırakıp Mısır'a gitmeye karar verir. Bu, onu hem heyecanlandıran hem de korkutan bir maceraya sürükler. Yolculuğu boyunca birçok zorlukla ve engelle karşılaşır. Fakat pes etmez ve her adımda daha da güçlenir. Santiago'nun hikayesi, sadece bir hazine arayışı değil, aynı zamanda kendini keşfetme ve hayallerinin peşinden gitme yolculuğudur. Bu yolculukta ona rehberlik eden Simyacı, bilgeliği ve öğütleriyle Santiago'nun potansiyelini keşfetmesine yardımcı olur. Roman boyunca Santiago, sevgi, dostluk, ihanet ve kayıp gibi birçok duyguyu da deneyimler. Bu deneyimler onu olgunlaştırır ve hayata dair yeni bakış açıları kazanmasını sağlar. Simyacı, okuru da kendi hayallerinin peşinden gitmeye teşvik eden ilham verici bir eserdir. Roman boyunca vurgulanan en önemli mesaj, "kalbinin sesini dinlemek" ve "evrenin akışına uyum sağlamaktır." Paulo Coelho, sihirli gerçekçilik akımını kullanarak okuyucuyu büyülü bir atmosfere sürükler. Roman boyunca rüyalar, semboller ve gizemli olaylar önemli bir yer tutar. Bu sayede okurun hayal gücü ve yaratıcılığı da harekete geçer. Simyacı, sadece yetişkinler için değil, her yaştan insan için okunabilecek bir romandır. Bu romanda herkes kendine ait bir mesaj ve ilham bulabilir. Hayallerinin peşinden gitmek isteyen, kendini keşfetmek isteyen ve hayata dair yeni bakış açıları kazanmak isteyen herkes Simyacı'yı okumalıdır. Simyacı, sadece bir roman okumak değil, aynı zamanda bir ruhsal yolculuğa çıkmaktır. Bu romanı okuduktan sonra hayata bakış açınız değişecek ve kendinize olan inancınız artacaktır. Unutulmaz bir deneyim yaşamak ve hayallerinizin peşinden gitmek için Simyacı'yı okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024247bin okunma