Bir kadının yaş ile ikiye bölünmesi deneyimini, yani gençliğin ve olgunluğun sınırında hissedilen çelişkili duyguları derin bir şekilde ele alıyor.Yaş almak yalnızca fiziksel bir süreç değil; bir tür içsel göç, geçmişin anıları ile geleceğin belirsizliğinin kesiştiği bir zaman dilimi olarak resmediliyor.
Kitapta özellikle menopoz ve kadınlık teması ön plana çıkıyor. Aynı zamanda da, kadın olmanın bütün evrelerini içtenlikle, kırılganlıkla ve güce dönüşen bir özfarkındalıkla anlatıyor.
İnci Aral neden kitabın ismini böyle seçti diye kendime sormadım değil...Kuşlar genellikle özgürlük, hareket ve yolculukla ilişkilendirilir. İçsel dünyamızda bazı duyguların, arzuların veya umutların yer değiştirdiğini, bir dönemi kapatıp diğerine geçtiğini hissettirdigi için belki de çok doğru bir göç metaforu ile ifade etmiş.
İtalya’nın sıcak yazında geçen hikayede Elio ve Oliver arasında geçen bu roman ilk aşkın yoğun hissini, duygusal yoğunluğunu cinsiyet farketmeksizin hissetmenizi sağlayacaktır. 17 yaşında Elio' nun babası prof. ve yazlık evlerine, araştırmalarını yürütmek üzere Oliver adında bir başka akademisyen gelir.
Başlangıçta aralarındaki ilişki mesafeli ve arkadaşçadır, ancak zamanla tutkulu bir aşka dönüşür. Roman, bu aşkın hem fiziksel hem de duygusal boyutlarını, gençliğin kararsızlığı ve keşfetme isteğiyle birlikte ele alır. Kimi okuyucular için cinselliğin betimlemesi detaylı ve oldukça fazla gelebilir.