CAM ŞATO SERİSİ
!!SPOİLER VARDIR!!
Aelin gerçekten çok güçlü, zorluklara göğüs germiş bir karakter. Yaşadığı işkence ve acılar oldukça ağır; fakat kitapların bunu sürekli söylemesi beni bir noktadan sonra rahatsız etti. Bu acıları bize doğrudan hissettirmek yerine sürekli dile getirilmesi, okuyucu olarak benim bunu derinden yaşamamı engelliyor. Bir süre sonra sadece “söylenmiş” gibi geliyor.
İlk kitaplarda bu durum çok göze batmasa da ilerleyen kitaplarda Aelin’in aşırı mükemmelleştirilmesi beni hayal kırıklığına uğrattı. Özellikle 5. ve 7. kitaplarda, diğer karakterlerin neredeyse Aelin ne derse kabul eden kişilere dönüşmesi hikâyeyi zayıflattı. Örneğin Lysandra’nın Aedion’dan çocuk yapmayı kabul etmesi beni oldukça rahatsız etti. Bu noktada Aedion’ın tepkisini çok haklı buldum. Çünkü Aelin, “umut vermemek” bahanesiyle her şeyi tek başına planlayan, kimseye danışmayan ve sürekli kendi bildiğini okuyan bir karaktere dönüşüyor. Bu da “dostlarım uğruna her şeyi yaparım” diyen bir karakterle çelişiyor. Çünkü dostlarına bu derece değer veren bir insan onların düşüncelerine de değer vermeli.
Elide karakterinin de daha farklı bir gelişim göstermesini isterdim. Hikâye boyunca ondan bir büyü gücünün olmasını ya da Demir dişlerini çıkartmasını bekledim. Ancak sadece zekâsıyla öne çıkan bir karakter olarak kaldı. Bir beklenti içine girmemizi sağladıktan sonra böyle kalması beni memnun etmedi.
Bu noktada Dorian ve Manon ise bana göre serinin en güçlü potansiyeline sahip karakterlerdi. Özellikle Dorian’ın sahip olduğu saf ve güçlü büyü, hikâyede çok daha büyük bir rol oynayabilirdi. Kolayca üçüncü Wyrd anahtarını bulması ve Valg kraliçesini kandırmasına rağmen bunun çok normalmiş gibi karşılanması hiç mantıklı değildi. Aelin olsa “o her şeyi düşünür, yaşasın kraliçe”