elîf

Puan vermedi·76 syf.··
2025 57. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 00:29
ne zaman ruhum kendini bir odaya kapatıp yalnız kalmak istese, elim hep Tezer’e gider. öyle özel bir arzu duymadan, düşünmeden.. gözlerim kitaplarının arasında gezinir, o an hangisi içimi biraz olsun ısıtacaksa, koşar alırım koynuma. bu kez elim Kalanlar'a gitti. "bir kitap ismiyle de bu kadar etkilemezsin be kadın" diyorum, ama yanılıyorum. kalanlar, yüreğime sert bir taş gibi oturuyor. önce  "kalanları", "kaldıklarımı" ve "kalmayı" hatırlatıyor, düşündürüyor, öğretiyor. ardından yavaş yavaş hüznünü, acısını da beraberinde getiriyor. en sonunda derin bir iç çekişle bırakıyor insanı. ne kalan kazanıyor, ne de kalamayan dedirtiyor. kitabın ismiyle bu kadar kederlendim ya, "devamında insaflı davranırım" da demiyor yüreği buruk Tezer'imiz. devam ediyor hüzün, acı, keder topağını yollamaya. neyse ki gardımız sağlam:d velhasıl kelam, bu bir inceleme değil belki ama, Tezer Özlü okumanın ruh haliyle hesaplaşmaktı biraz. kimi zaman bir kelimeyle, kimi zaman bir suskunlukla insanın içini yokluyor satırları..
KalanlarTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20227,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·516 syf.··
2025 49. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 23:59
Emma.. Senin gibi bir kadını tanıdığım için çok mutluyum. İyi ki elime aldığım kitaplardan biri oldun. Üstelik yine tam zamanında, tam ihtiyacım varken karşıma çıktın. Böyle anlarda tesadüf diye bir şey olmadığını bir kez daha anlıyorum. Kitaba başlarken Emma’ya yöneltilen “kibir” ve “ukalalık” ithamlarının ne kadar yersiz olduğunu görmekle başladım. Emma’nın sadece toyluğu ve tecrübesizliğinden kaynaklanan birkaç keskin düşüncesi, romanı derinlemesine okumayanlar için yanlış bir izlenim oluşturabilir. kendi hislerinin hatasız olduğunu düşünen Emma, bu doğrultuda giriştiği bazı olaylarda hem çevresini hem de kendisini üzecek durumlar yaratıyor. ama o, bunların üstünü örtmek yerine, dersini alıp kendini geliştiriyor. İşte bu yüzden Emma, bence kibirli ya da ukala değil; öğrenmeye açık, güçlü bir kadın. romanda beni en çok etkileyen noktalardan biri, Emma ile yakın arkadaşı Harriet arasındaki duygusal uçurum oldu. Emma, hayatı boyunca maddi ve manevi açıdan doyuma ulaşmış biri. Bu, ona kendinden emin, duygusal olarak tok, başkalarından sevgi kırıntısı beklemeyen bir yapı kazandırıyor. Harriet ise bunun tam zıttı: sürekli sevgi, onay ve ilgi arayışı içinde. İşte bu iki farklı yaşam deneyimi, onların hayata bakışını ve insanlarla ilişkilerini belirliyor. Jane Austen bu karşıtlığı ustalıkla göstererek, biz okurlara insan davranışları üzerine düşünme fırsatı veriyor. Emma bana, sınırlarını bilen, kendine değer veren, hatalarından ders çıkaran bir kadının ne kadar ilham verici olabileceğini gösterdi. Harriet ise bana, duygusal açlığın ve sürekli başkalarından onay beklemenin insanı nasıl kırılgan hale getirdiğini hatırlattı. Bu iki karakteri yan yana okumak, bana kendi hayatımda da büyük bir farkındalık kattı.
EmmaJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202014,1bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 23. kitabı
Az önce kitapligimda gezinirken gözüme çarpti. Çocukluğumun en tatlı zamanlarına götürdü beni, bu kitapla beraber daha da bir muziplik kattığını belirtmem gerek:d Kitapta, baş karakter olan çocuğun bir köpek sahiplenme arzusu var, bunun için çeşitli yollar deniyor içlerinden biri de gece uykusunda -numara yaparak- köpek istediğini sayıklamak -eh, tabii bende durur muyum aynı sahneyi canlandırdım:d, sadece kedi versiyonuyla. Tabii benim ki karakter kadar tatlı bir sonla bitmese de yine de böyle bir anıyı yaşatmış olması ve tekrar o anları hatırlamak bile tebessüm oluşturdu.- Herhalde 3 veya 4. Sınıfa giderken okumuştum ama o kadar iyi hatırlıyorum ki.. Eğer bu yaş grubunda bir çocuğunuz, öğrenciniz ya da tanıdığınız varsa, hiç düşünmeden bu kitabı onunla buluşturun. Hayvan sevgisi, sabırla bir isteğin peşinden gitmek ve küçük şeylerle mutlu olmayı öğrenmek gibi çok değerli temalar içeriyor. Baş karakterin içten çabası ve sonunda hayaline kavuşması, çocuk kalbine umut aşılayan türden.
Dostum ÇinoNilgün Ilgaz · Çınar Yayınları · 2016119 okunma
Puan vermedi·67 syf.··
2025 45. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2025 21:37
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki "Çocukluğun Soğuk Geceleri"ni yarım bırakmamın sebebi ne eserin niteliği, ne de ilgisizlikti. Aksine, metin beni öylesine derinden etkiledi ki, bu yoğun duyguların içinde kaybolmaktan ve depresif bir ruh haline sürüklenmekten korktum. Bu yüzden şimdilik ara vermek, ama kesinlikle merakla ve özlemle yeniden dönmek üzere kitabı kapattım. Tezer Özlü’nün "Yaşamın Ucuna Yolculuk" kitabını bitirdikten sonra yaşadığım sarsıntıyı tam anlamıyla sindiremeden, onun bir diğer eserine hızlıca geçmek, açıkçası sağlıklı bir okuma süreci olmadı. Çünkü Tezer'in dili, anlattıkları, acıya yaklaşımı, insanın ruhunun en kırılgan yerlerine dokunuyor. Özellikle kadınlık deneyimlerine dair yazdıkları, bizlerin iç dünyasında saklı kalmış pek çok yarayı gün yüzüne çıkarıyor. Sanırım bu yüzden, onun yazdıklarını okurken sadece “anlatılanı” değil, “yaşananı” da duyumsuyorum. Çoğu kadın yazar beni etkilemiştir, ama Tezer Özlü’nün yazdıkları kadar "bizzat ben yaşıyormuşum" hissini veren pek azı olmuştur. Onun kelimeleri bir anlatı değil, bir yankı gibi, içimizde çoktan doğmuş ama dile getirilememiş duygulara ses oluyor. Bütün yalınlığıyla, içtenliğiyle, kırılgan ama cesur anlatımıyla bizim “sessiz haykırışlarımızı” dillendiriyor. (Belki de beni en çok etkileyen de o kırılgan ve cesur yanı oldu..) Şimdi neden bu kadar hayranlık uyandırdığını daha iyi anlıyorum. Ve kendisine hayran olmamak gerçekten elde değilmiş.. Onunla yağmurlu bir havada –ki ikimiz de yağmuru severiz:)– bir kafede, saatlerce susarak bile anlaşabileceğimiz bir sohbeti ne çok isterdim… Belki de bu yüzden yazdıklarıyla, hepimizle bir yerde buluşmayı başarıyor..
Çocukluğun Soğuk GeceleriTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202520,4bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2024 18. kitabı
Son zamanlarda elim, hep başkaldırılarıyla ve bağımsızlıklarıyla iz bırakan kadınlara gidiyor: Virginia Woolf, Lou Salome, Simone de Beauvoir, Ursula K. Le Guin, Clarissa Pinkola estes, Füruğ Ferruhzad, Nilgün Marmara, Jane Austen... Şimdi bu zincire Sylvia Plath da eklendi. Ve tıpkı diğerleri gibi, o da yüreğimde bir burukluk bırakarak, hatıralarımda kalacak. Sırça Fanus’u okurken zaman zaman “Veronika Ölmek İstiyor”un havasını hissettim, ama bu benzerlik, Plath’ın yaşam öyküsünü öğrendiğimde dağılıp gitti. Çünkü bu kitap neredeyse çıplak bir iç döküş, öylesine gerçek ve sarsıcı ki, duygular doğrudan içime işledi. Her kadının, en azından bir bölümde kendinden bir şey bulabileceğini düşünüyorum. Esther’in verdiği mücadele, “tek başıma yapmalıyım” ya da “yapmak zorundayım” düşüncesiyle örülüydü. Bu yalnızlık hissi, onu yavaş yavaş bir yıkıma ve derin bir buhrana sürükledi. Özellikle babasına duyduğu özlem ve annesine karşı geliştirdiği öfke, ruhsal çözülmesinde önemli bir yer tutuyor. Ancak eserde havada kalan, daha derinleştirilebilecek bazı noktaların da olduğunu belirtmek gerek. Yine de Plath’ın dili, samimiyeti ve cesareti beni fazlasıyla etkiledi. Sırça Fanus, sadece bir karakterin çöküşünü değil, aynı zamanda sessiz bir haykırışı ve kadın olmanın yükleriyle baş etme çabasını anlatıyor. Sessizliğin içindeki çığlıkları duymak isteyen herkesin okuması gereken bir eser.
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma