Elif Güler

6/10
·376 syf.··
2026 30. kitabı
Hikâye, dışarıdan bakıldığında oldukça karizmatik ve güvenilir görünen bir adamın etrafında şekilleniyor. Adam, kadınların hayatına doğru zamanda, doğru şekilde giriyor. İlk başta her şey kusursuz gibi görünse de zamanla küçük tutarsızlıklar ortaya çıkmaya başlıyor. Okurken fark ediyoruz ki adamın hayatı tam bir muamma. Anlattığı geçmiş ile gerçekler arasında boşluklar var. Kadınlar onun hikâyesini çözmeye çalıştıkça olaylar daha rahatsız edici bir hâl alıyor. Kitap neden eleştirebilir önce ondan bahsedeyim; fazla sakin bir kurgusu var. Yazar her an bir şey olacakmış gibi hissettirmeyi başarsa da ne yazık ki altını dolduramıyor. Normalde yarattığı karakterleri severim ama buradakiler ciddi anlamda sabır sınavıydı. Gözlerine perde inen kadın karakterlere tahammülüm bir yere kadar. Ayrıca benzer manipülasyon döngüleri bazı okurlara tekrar gibi hissettirebilir. Bu durum kitabın temposunu da etkiliyor. Çarpıcı final beklentisi olanlar da hayal kırıklığına uğrayabilirler. Gelelim bu kitap neden sevilebilir mevzusuna; çünkü anlatılanlar yine çok tanıdık bir yerden geliyor. Yazar hayatın içinden konular seçmeyi seviyor. Buradaki dolandırıcı karakteri de gerçekçi analizler üzerine kurulu. Güvenin kötüye kullanılması, kandırılma, ilişkilerde sezgilerin önemi gibi konularla her gün karşılaşıyoruz. Başta çok klasik ya da klişe diye düşünebilirsiniz, ortalarda gizemi sizi yakalarsa ne ala ama finalde sertlik bekleyeceğiniz kesin. Dolayısıyla kitaptan mutlu ayrılmanız zor. Anlayacağınız Lisa Jewell’in odağı bu kez ilişkiler, güven ve manipülasyon üzerine kurulu. Yeri gelmişken söyleyeyim; bizim de kendisiyle güvene dayalı bir ilişkimiz yok. Daha doğrusu Üst Kattaki Aile’den sonra sekteye uğradı ve seke seke de devam ediyor. Potansiyelini bildiğim yazarlardan mucize beklememeyi
Onu Hayatına AlmaLisa Jewell · Olimpos Yayınları · 202620 okunma
Elif Güler
Üst kattaki aileden sonra diğer kitaplarını da aldım inşallah pişman olmam
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
8/10
·448 syf.··
2025 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2025 08:22
Anna Ogilvy, yirmi beş yaşında genç bir yazardır. Bir yaz gecesi, ortada hiçbir neden yokken iki kişiyi bıçaklayarak öldürür ve o andan sonra da daldığı uykudan bir daha uyanmaz. Magazin tarafından “Uyuyan Güzel” olarak adlandırılan Anna'nın durumu, nörologlar tarafından “vazgeçme sendromu” olarak bilinen nadir bir psikosomatik bozukluktur. Adli psikolog Dr. Benedict Prince ise uykuda gerçekleştirilen cinayetler konusunda uzman bir isimdir. Makalesinde bahsettiği yöntemler bir şekilde Adalet Bakanlığı’nın dikkatini çeker ve Anna O.’yu uyandırmak üzere görevlendirilir. Kitapta bahsi geçen Vazgeçme diğer adıyla Concorde Sendromunu bilmediğim için biraz araştırdım. Bu aylarca hatta yıllarca süren uyku durumunun, hastalara yapılan çeşitli tahlil, görüntüleme ve incelemelerde dahi herhangi bir anomali saptanmadan, zihin bütünlüğü bozulmadan, Pamuk prenses misali dış dünyadan soyutlanmaya yatkın bir tür ‘psikosomatik yanıtsızlık’ tablosu olarak değerlendirildiğini öğrendim. Yani bir nevi bilim temelli, uykudan hallice akıl tutulması diyebiliriz bence. Dört yıldır kesintisiz uyuyan birini uyandırmak deveye hendek atlatmaktan zormuş meğer. Temelsiz rüya algoritmalarındansa -bir önceki paylaşıma ithafen- Akademik altyapısı sağlam uyku problemleri ya da uyurgezerlik teorileri her daim baş tacımız. Konu bu denli gizemli, ilginç ve vakur olunca kitap ilk sayfadan yakaladı beni ve sonuna kadar da kendine bağladı. Hikayenin tam olarak içinde, hatta Anna’nın odasında, Ben’in ensesindeymişim gibi hissettim. Yalnızca üç yüz sayfa boyunca beni yerime sabitleyip her dönemeçte enerjimi yükselten kurgunun son yüz sayfada da stabil kalmasını isterdim. Finale giden yol hem uzatılmış hem de gereksiz kafa karıştırıyor. Ama elbette bir hata onlarca doğruyu götürmüyor. Yazarın birikimi,
Anna OMatthew Blake · Juno Kitap · 2025137 okunma
Elif Güler
Çok faydalı bir yorum oldu benim için. Teşekkür ederim. Listeme ekleyeceğim
5/10
·101 syf.··
2017 52. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2017 00:00
Bittiğinde "Ben şimdi ne okudum?" diye okuyucunun kendisini sorgulamasına neden olan aşırı garip kitap. Yazarın epey gençken yazdığı ilk kitabıymış ama o kadar gençken neden bu kadar karamsarmış onu bilemiyorum. Konular da bir ilginç zaten, ne desem yalan olur şimdi. Ben beğendim diyemiyorum maalesef ama yine de diğer kitaplarına da bir şans vereceğim. =)
Hanene Ay DoğacakŞebnem İşigüzel · İletişim Yayınları · 2006293 okunma
Elif Güler
Gözyaşı konağı kitabı güzel. Ama bu kitabı beğenmedim
Şeytanla Dans
2/10
·420 syf.··
2025 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2025 20:25
Herkese Merhaba, Yardırmadan ilk önce şunu belirtiyim benim gibi hemen herşeye atlayanlara uyarı olsun... bu kitap Serseri tutkuların Serseri Tutkular aynıdır, isim değişikliği ile piyasa sürdüler ve benım gibi sefozlarda hiç konusuda bakmadan aynı kitabı tekrar almış olabilir. Eskisi de var benden ama neyseki okumamıştım, bekleyenlerin arasıydadı... neyse beklese daha iyidi. Bir ilk yaşandı heyy gençler... KAŞAR ERKEK KARAKTER İLE GAVAT KIZ KARAKTER okudum. Şoklar geçirdim şoklar... Konu ; Leydi Catherine Mabry sevdiklerini korumak için itibarını hiçe sayarak bir plan yapar ve adı çıkmış olan Claybourne Kontu Lucian Langdon'dan yardım ister. Bu yardımı bir şartla kabul eder, sevdiği kadını bir leydi yapmazsını ister kont... ve böylece hikaye başlar.... Okuduğum en gavat kız karakteri okudum, kadındaki genişlik kimsede yoktur. Adamdaki kaşarlıkta aynısı... yazarken bile ne okudum diye şaşkınlık içindeyim... Şimdi bu kont 15 yaşına kadar sokaklarda büyümüş, sonra dedesi bunu bulmuş yanına almış filan. Kendini asla kont olarak görmemektedir. Serseri hayatını devam etmemektedir. Ve sokakta büyüdüğü arkadaşlarını asla bırakmamıştır. Beraber büyüdüğü ve sevdiği bir kadın olan Frannie vardır ve onunla evlenmek ister. Frannie düşeş olmaktan korkar kendisi sokakta büyümüş birisidir. Bundan dolayı kont, leydi Catherine Frannie bir leydi gibi eğitirse istediğini yapacağını söyler… Bu iki mal karakter; birbirlerinden deli mi etkilenir. Böyle öpüşürler filan ama ikiside bilir, lord frannie aşık, cat ise bunu kabul etmiş ama arzularına teslim olabileceğini.... Lord kadar kaşar bir adam olamaz, valla başka bir sıfat bulamadım kendisine kaşar bır erkek okumak iğrençti... hem cat hemde frannie gidip gidip geldi... adamın kitap boyunca ikisi arasında gitmesinden midem kalktı
1000k
Şeytanla DansLorraine Heath · Arkadya Yayınları ed · 2025138 okunma
Elif Güler
Bu incelemeyi gördüğüm iyi oldu kitabı alacaktım yoksa 😊
7/10
·336 syf.··
2025 22. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2025 02:30
Seray Şahiner ile tanışmam çok uzun zaman olmadı geçen sene Duygu Asena roman ödülleri kazananlarının listesinden sırayla giderken Ülker Abla’yı alarak Ülker Abla karakteride Antabus’ta geçtiğinden ilk Antabus ile başlayıp hayran oldum ve devam ettim öyküleriyle…Ülkemizin çağdaş modern yeni sayılabilecek edebiyatçılarından keyifle okuyup takip ediyorum yeni romanı çıkınca hemen ön satıştan edindim… Kitap 3 bölümden oluşuyor ilk “Samatya”bölümünde Melek karakterimizle Samatya’nın evrilmesini bostanlar zamanından inşaatlar istimlaklar sürecini takip ediyoruz ardından ufak ikinci bölümcük “Millet” Caddesine taşınan karakterimiz ve son bölümde “Vatan” caddesine geçiyoruz…ismin yaratıcılığı üzerine bir kurguysa vay be diyerek başladım…ama gelgelim orda kalıyoruz yaklaşık 200 sayfa boyunca ilk 2 bölümde Melek’in 6 yaşından 15-16 yaşına kadar devam eden bir döneme şahit oluyoruz…Eğer burda Samatya’nın evrimini okuduysak tamam ama Melek’in karakter gelişimi ise aslolan kesinlikle havada kalan çok şey oldu sürekli 1.5-2 sayfa süren yeni bir karakter girdi hikayeye bu kişiler mi Melek’i geliştirdi değiştirdi komşu,akraba,aile ya da okul arkadaşlarının ufak ufak ziyaretleri oldu hepsinin bir anısını dinledik bitti…Ayrıca işlenen bazı karakterler bir mezhepi öğrenelim diye vardı sadece baş karakterimiz adına orda değildi… Seray Şahiner iyi bir öykücü karakter yaratmasında tabii ki sonsuz bir yaratıcılığı var bunu çok güzel ortaya koymuş ama elimizdeki kitapta başı yok sonu yok bir şey okuduk bir olay örgüsü amaç giriş gelişme yok 200 sayfa boyunca romandan ziyade anlatıydı benim için… Son bölüm ise su gibi aktı gitti bu hikayeninde girişi bir ne oluyoruz nerdeyiz kimiz dedirtti ve İnci’nin hikayesini dinledik gayet duru eğlenceli çok güzel bir gözlemci ve tüm duygularını
Vatan Millet SamatyaSeray Şahiner · Doğan Kitap · 20251,440 okunma
Elif Güler
Gerçekten bende sizin gibi düşünüyorum büyük bir heves ile başladım ama hep aynı yel düzelilte gitti hep bi şey olacak diye bekledim ama olmadı hayal kırıklığı oldu bana