Hoşgörü, sabır, ilgi, yardım, güzel söz... En çok da yakınlardan, en yakınlardan esirgenen bir şeye ne ara nasıl dönüştü? Nasıl dönüştürüldük modernitenin kanatları altında başkasından sevgi dilenirken yakınlarımızdan sevgiyi esirgeyenlere ?
Hüsnü zanı buruşturup atarken, yargıları sağanak sağanak boşaltırken nasıl da sağır ve kör olduk bizi gerçekten sevip düşünenlere karşı. Niyetlerimiz başkayken, davranışlarımız neden bambaşkalaştı. Aklımda binlerce yorum, binlerce soru dönüyor son günlerdeki yaşananlar üzerine. Anlaşılmamaktan şikayet ederken nasıl da kırıyoruz yüzleşmekten korktuğumuz aynaları kendimize çevirmemek için.. Biz ne kadar çaba gösteriyoruz, ne kadar kabulleniyoruz, ne kadar kabul bekliyoruz? Var mı bunları ölçecek kıyaslayacak terazi? Bence var. Herkes ne bekliyorum, ne yapıyorum, ne kadar çabalıyorum şeklindeki çizelgesinde dürüst olursa en hassas terazisini kurmuş olur gibi geliyor bana.Ben gidiyorum yargılarımdan, sui zanlarımdan, beklentilerimden kurtulmaya. Kefenin karşısına koyacak Hüsnü zanlar, çabalar, en çok çabalar, bolca kabul ve beklentisizlik koymaya...