Ahh Efendimin gençliğinden beri sadık dostu, yoldaşı, peygamberlerden sonra insanların en faziletlisi (Ebu Bekir'dir) buyurduğu, kâfirlere karşı şiddetli, müminlere karşı şefkatlisi, Efendimizin “Her kimin bize iyiliği dokunmuşsa onun karşılığını mutlaka vermişizdir. Ebû Bekir hariç. Onun bize çok iyiliği dokunmuştur. Onun mükâfatını kıyamet gününde mutlaka Allah verecektir. Ebû Bekir’in malının bizi faydalandırdığı kadar hiç kimsenin malı bizi faydalandırmamıştır. Eğer bir dost edinseydim mutlaka Ebû Bekir’i dost edinirdim" buyurduğu , Efendimiz vefatına yakın hastalandığında mescidin bir tek açık bırakılan kapısının sahibi Ebu Bekir, bonkörlükte ve iyilikte kimsenin geçemediği Ebu Bekir...
Ben duygusallığımın zafiyet doğurduğunu zannederken, Hz Ebu Bekir'in gözlerinin hemen dolduğunu, ağladığını, duygulandığını bu kitapla öğrendim. Öğrendim ki duygu doğru yere(kişiye) kanalize edilirse zafiyet yerine güç doğururmuş. Ebu Bekir'in peygamber sevgisi ona müminlere karşı merhamet, müşriklere karşı şiddetli korkusuz bir güç sağlıyor. Cennetin tüm kapılarından geçmekle müjdelenecek bir ömür nasip ediliyor bu sevgiyle.
Kitabın giriş kısmında Hz. Ebu Bekir'in Efendimizle gençlik yıllarında başlayan arkadaşlığı, ticarete başlamaları, nübüvvet yıllarındaki dostluğu kısımları çok duygu yüklü anlatıma sahipken devamında Ebu Bekir'in halifeliği, yönetici vasfı, soyu, uygulamaları bilgi verici dille devam etmiştir.