Elif

Niyeyse bu ara seni düşünmeye hep kederle başlayıp neşeyle bitiriyorum. Zamanında, hazır imkânımız varken öyle güzel oyunlar oynadık diye çok seviniyorum. Hayatın insanın elinden neyi, ne zaman alacağı hiç belli olmuyor. Mümkünken gülmek, akarken doldurmak gerekiyor. Baksana nasıl da büyük büyük konuşuyorum. Derdim büyük konuşmak değil de işte, aman ne bileyim be Osman.
Reklam
Artık günümün tamamını kendime belli bir mesafede durarak geçiriyorum. Sanki hayatımı bir başkası yaşıyor da ben kuş gibi ensesine tünemiş onu izliyorum. Başına gelenlerle ilgilenmiyor, o çabalarken ben kanatlarımın arasındaki bitleri ayıklıyorum Osman.
Bazen, az önce şuralardaymış da kaşla göz arasında kaybolmuş bir eşyamı arar gibi, seni ararken buluyorum kendimi. Bulduğum gibi de kaybediyorum. İnsanın kendini elinde tutması hiç kolay değil. Akıl, yabani bir at gibi oradan oraya koşturup duruyor. İşte ben şimdilerde, aklımı bir ahıra kapatmak yerine, onu korumaya almak için etrafına yüksek bir çit yaptırıyorum. Kapısına da köpeklerimi bağladım mı kimsenin yanıma yaklaşabileceğine ihtimal vermiyorum. Ben aklıma güveniyorum da çevresine pek güvenmiyorum Osman.
Gördüğün gibi ortalıkta çok fazla duygu var, dikkatli olmamız lazım, çok dikkatli olmamız lazım Osman.
Kendimden sökemediğim yerlerine yapışıp tam kalmaya çalışmaktan da bıktım. Bundan böyle kolum mu sende kalacak, bacağım mı bilmiyorum. Diyetim neyse ödüyorum, olduğum kadarımla sökülüp gidiyorum Osman.
Reklam