“Artık çok da umurumda değil çünkü. Her geçen günün bizi kendi cenazemize yaklaştırdığı bilgisini önbellekte tutunca hiçbir şey çok mühim değil. Acele etmem gereken bir şey olduğunu zannetmiyorum. Kafam nasıl rahatladı anlatamam… Yarışı bıraktım, şampiyonluk turu atıyorum Osman.”
“Şimdi koca bir boşluğum, boşluklar içinde. Sessizliği kıskanıyorum. Ölüleri belki de. Bulutlar esniyor. Gün yine dönüyor. Su ve zaman tereddütle akıyor. Kaybolan şeylerin sessizliği kulaklarımda. Hiçbir yere ait değilim, kendime bile…”
Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kâfidir… Şimdi anlıyorum ki değilmiş… Yollar görünmez kayalarla doluymuş…Onlara çarpmamak lazımmış… Daha fenası gizli cereyanlar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını fark edemezmiş… Tâ kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar…