Bilimde (ve doğada) değişmez gerçekler yoktur! Bilimde kanunlar yoktur! Bilimde sadece geçici olarak, bildiğimiz Evren dâhilinde her seferinde aynı sonuçları veren doğa gerçekleri vardır ve bu gerçekler sayesinde geliştirdiğimiz hipotezleri bir araya getirerek kurduğumuz kuramlar (teoriler) vardır.
İşte bu açıdan bakıldığında, hayatımızdaki birçok bilimsel kuramın ne kadar güçlü olduğunu görebiliriz. Canlıların hücrelerden oluştuğuna dair argümanlar bütünü bile bir teoridir, Hücre Teorisi olarak geçer. Bir düşünün; eğer teoriler “daha da ispatlanınca” kanun olsaydı, incelediğimiz milyonlarca canlı türünden istisnasız her birinin hücresel yapıda olması yeterince ispatlandığını göstermez miydi, dolayısıyla bu teorinin artık kanun olmasını gerektirmez miydi? Newton’un cisimlerin hareketiyle ilgili açıklaması özellikle 1950’lerden sonra yayınlanan, yani Görelilik Kuramı ve Kuantum Kuramı’nın bilimde yaygınlaşmasından sonra yayınlanmış bütün bilimsel dergilerde Newton’un Kütleçekimi Teorisi olarak geçer. Sizce bütün cisimler yere düştüğü halde, bu teorinin bir “kanun” olarak anılmaması saçma değil mi? Gazların davranışlarıyla ilgili bilimsel açıklamalarımızın toplamına Gazların Kinetik Teorisi adı verilir. Elektronların çekirdek etrafındaki dönüşünü açıklayan güncel açıklamalar Modern Atom Teorisi olarak anılır. Sizce kolaylıkla gözleyebildiğimiz gazların hareketlerini açıklayan ve şu anda gazları kullanarak faydalandığımız her âleti üretmemizi sağlayan açıklamalar neden hâlâ “kanun” değildir? Yoksa gazların hacmi ile basıncı arasındaki ilişki yeterince ispatlanmamış mıdır? Yoksa yeterince yaygın olarak kabul görmemekte midir? Elbette bu soruların cevabı açıktır: Bunlar teoridir ve teori olarak kalacaklardır, çünkü teoriler bilimsel açıklama gücümüzün doruğudur.