Akça Kale Sürmeliye gelip Kazan kırk otağ diktirdi. Yedi gün yedi gece yeme içme oldu. Kırk evli kul ile kırk cariyeyi oğlunun başına çevirdi, âzât eyledi. Kahraman yiğitlere kale ülke verdi, cübbe çuha verdi. Dedem Korkut gelerek neşeli havalar çaldı, bu Oğuznâmeyi düzdü koştu, böyle dedi:
“Şimdi hani dediğim bey erenler
Dünya benim diyenler
Ecel aldı yer gizledi
Fani dünya kime kaldı
Gelimli gidimli dünya
Ahir son ucu ölümlü dünya”
Dua edeyim hânım:
“Yerli kara dağın yıkılmasın
Gölgeli kaba ağacın kesilmesin
Taşkın akan güzel suyun kurumasın
Kanatlarının ucu kırılmasın
Tanrı seni nâmerde muhtaç etmesin
Koşarken ak boz atın sendelemesin
Vuruşunca kara çelik öz kılıcın çentilmesin
Tanrı’nın verdiği ümidin kesilmesin
Âhir sonu arı imandan ayırmasın
Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun
Derlesin toplasın
Günahınızı adı güzel’e bağışlasın, hânım hey!”