Ölüm! Sonsuzmuş gibi yaşadığımız hayatlarımızın, canımız ne zaman isterse telafi edebileceğimizi sandığımız hatalarımızın, bir gün çok geç olabileceğini hiç bilmiyormuş gibi ağırdan almalarımızın şaşkın seyircisi…
Acımak, başkalarının çektiği azaba bakıp onların yasını tutarmış gibi yaparak kendi mutluluğuna şükretmektir çünkü. Acımak kıl payı yırttığın mutsuzluğun diyetini uğursuz, cüretkâr bir sadaka gibi dağıtmaktır.
Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar.