"Güzellik bir sürü savaşı başlatmıştır ama henüz savaş bitrdiği görülmemiştir. Güzelliğin tadı başkadır, zehirlerin en tatlısıdır... Bir kere tadına bakan hayatı boyunca o zehir için yanıp kavrulur."
#EmileZola
#Nana
‼️"Demek ki yeryüzünde erdem diye bir şey yoktu! İnsanlar, en tepeden en aşağıya dek ahlaksızlaşmıştı... "‼️
Emile Zola'nın Paris için biçtiği kalıp tam da bu sözün geniş bir yelpazesi. Toplumun üzerine hastalık gibi çöken yozlaşmayı, ileri de yaratacağı yıkımı en ağır kelimelerle gözler önüne seriyor yazar kalemini hiç sakınmadan.
Basit bir kaldırım yosmasıyken Paris'in en şehvetli, en çok kıskanılan, herkesin gözünü kamaştıran, güzelliğin cinselliğin sınırsız gücünü kullanarak günahların ufkunda yücelen, kefenleri kendine basamak yapan Nana...
Yönetici sınıfın sözde çağdaş, utanç verici sefahat merakı, kenar mahallelerin alkol çılgınlığı... Sınıf farkı gözetmeksizin aile içinde çıkarları doğrultusunda sıradanlaştırılan ahlaksızlık... onursuzluk...
Tensel hazzın pençesinde aşağılanmak pahasına ilişkilerini parayla ayakta tutmaya çalışan Paris'in burjuva sınıfını küstahça tavırlarıyla parmağında oynatan Nana'nın ya kendi iç dünyasında yaşadıkları...
Ayak takımı olmanın, yüzüstü bırakılmışlığın öcünün zehirli bir sarmaşık gibi ruhunu ele geçirmesi...
Yazarın daha önce okuduğum Germinal eseri gibi iyiki okumuşum dediğim bir kitap olmadı ama iyiki tanıdım Nana seni dedirtti. İlk 200 sayfasında ki durağanlık, çok fazla karakter olması ve aynı olayların farklı kişilerle tekrarı kurgudan uzaklaştırsa da ilerleyen sayfalar ve finali güzeldi.
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma