#NerminYıldırım
#EV
Her girdiği karede kendini hayalet gibi hissedip yakında silinip gideceğini bilmek...
Hiç bir fotoğrafa ait olamamak...
Beş yaşında kapıldığı rüzgarda yıllarca bir şehirden diğerine kendi deyimiyle "Türkü Türkü Türkiyem" her şehirde bir parçasını bırakarak savrulan Seher’in hüzünlü hikayesine ortak olurken, geçmişinize gömdüm sandığımız ne varsa çıkartıyor yazar hapsettiğimiz yerden.
Bir aileye, yuvaya, çatıya alışmak, kendini ona ait saymak nedir bilmemek ⁉️Bir yere ait olamamanın boşluğunu, yanlız kalma korkusununun ağırlığını hangi yalanlara sığınılarak doldurabilir ki⁉️Küçücük bir bene sığınacak kadar çaresiz kalır mı bir yürek⁉️
Seher’in can yoldaşı Kader'in hayalini gerçekleştirmek yol arkadaşı Ogo ile onlara sonradan katılan Şerbet ve yolda karşılaştıklarıyla hem bir içsel yolculuğa hem de Portekizden başlayıp Santiago’da dünyanın sonu olduğuna inanılan Finisterra'ya uzanan yürüyüşe eşlik etmeyen pişmanlıklarına yenisini eklemiş saysın.Kaçırmayın derim.
İnşallah anne babalar kendi karanlıklarından kurtulmaya çalışırken, zifiri karanlıkta bıraktıkları hayatların da farkına varırlar bir gün. Zira umut bir Nevruz ateşinin arkasında çağırmıyor herkesi koşup atlaması için
Yine sarıp sarmalayan, sorgulatan, düşündüren, hüzünlendiren yeri geldi tebessüm ettiren bir hikayeye eşlik ettik kendimizden izler bularak. Çok teşekkür ediyorum sevgili Dilber yoldaşlığın ayrı bir anlam ayrı bir keyif kattı bu hüzünlü yolculuğa.