Neler geçmiyor aklımdan.
İşte orada ölümü de düşündüm. Ölüm pek ürkütücü gelmiyor insana. Yine de ölümü kabul edemiyorsun. Kesin bu. O ara bilimi felan düşünuyorsun. İki yüzyıl üç yüzyıl sonrasını düşünuyorsun. Bilimin insanlığa getireceği şeyleri. İçinde bulunduğun durum anlamsız geliyor sana, saçma geliyor. Lonesco'nun oyunları gibi bir şey. Yaşaman gerektiğini kavrıyorsun. Bilim almıs başını giderken karşında ki bir yığın insanın ne kadar küçük şeylerle, küçük ve yanlıs şeylerle uğraştığını düşünüp acınıyorsun. İçerliyorsun. Hem de ne adına? Kim adına?
İnsanlığın geleceğini ve senin o günleri göremeyeceğini düşünüyorsun. Müthiş hüzün veriyor bu sana. Bir yanda eşsiz güzellikte bir gelecek, bir yanda bütün o güzellikleri göremeyeceğin duygusu. Nasılsa öleceğim, diye düşünmeye başlıyorsun.