M. Emin

M. Emin
@Eminguner
Öğretmen
Konya
44 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
Benim İçimde Yaşamak Zorundasın
Oda loş. Perdeler yarı çekilmiş. Işık içeri sızmıyor, ben izin vermedikçe hiçbir şey sızmaz zaten. Saat… durmuş gibi. Ya da ben zamanı durdurmuşum gibi hissediyorum. Komik. İnsan bazen kendini bu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Yoksa Sen, Senden Hiç Gitmeyeni mi Bekliyorsun?
Akşamın gölgesi ağır ağır yeryüzüne serilirken, dağın yamacında arabasına yaslanmış hâlde, ufkun kızıllığında eriyen güneşi dalgın bir hayranlıkla seyrediyordu. Elindeki çayın ince dumanı ise, zihninden geçen düşünceler gibi kıvrıla kıvrıla yükseliyor; sanki göğe değil de içindeki sessizliğe karışıyordu. Kimi bekliyordu? Yoksa sadece bir hayali mi? Telefonu her titrediğinde yüreği hoplayan, ama telefonu açtığında yine o boşluk… Neyi bekliyordu? Bir adım sesini mi, yoksa sadece kendi yankısını mı? Bir bakışın sıcaklığını mı, yoksa yıllardır içinde taşıdığı o soğuk boşluğu mu? Kim bilir... Belki de sadece onun kendisine verdiği hissi bekliyordu. O his ki, gittiği günün akşamından beri kapısına kilit vurmuştu. Belki de hiç gelmeyeceğini bildiği bir treni bekliyordu peronda; raylar paslanmış, saatler çoktan durmuştu. Gözleri kapalıyken bile onu görüyordu: Saçlarının kokusunu, boynunun kıvrımını, gülüşünün yarattığı o küçük depremi... Ama uyanınca sadece yastıktaki iz kalıyordu. Kimi bekliyordu sahi? Gelmeyecek olanı mı, yoksa hiç gitmemiş gibi yapan zihin oyunlarını mı? Neyi bekliyordu? Bir “döndüm” kelimesini mi, yoksa sonsuza dek sürecek bu bekleyişin kendisine dönüşmesini mi? Kim bilir... Belki de en çok, Sadece onunla vakit geçirmenin verdiği keyfi, mutluluğu ve hisleri bekliyordu. O his ki, insana hem en büyük gücü hem de en derin yarayı aynı anda veren... Ve adam, sessizce içinden geçiriyordu: “Gelmezse de beklerim. Çünkü beklemek, tamamen onsuz bir hayatı düşünmekten daha az acı veriyor.”
Boşluk
Bak yüzüm soluyor. Aynaya baktığımda, kendi göz bebeklerim yavaş yavaş kayboluyor; önce renkleri solarak, sonra tamamen boşluğa karışıyor. Ayna artık beni göstermiyor, sadece arkamdaki duvardaki çatlakları ve derin, dipsiz bir karanlığı yansıtıyor. Ruhum çekiliyor, sanki biri göğsümün içinden ince bir ipi yavaşça geriye doğru çekiyor; her nefeste biraz daha az hissediyorum kendimi. Karşımda durum bana saatlerce bakan gölgeler sağa sola kaçışıyor. Duvarlarda, tavanda, yerlerde... Hepsi benden uzaklaşıyor, sanki benden korkuyorlar. Ben de onlardan korkuyorum artık. Rüzgar penceremi zorluyor, camlar titriyor, sanki dışarıdaki bir şey içeri girmek için yalvarıyor ya da beni dışarı çıkarmak istiyor. Kulaklarımda kendi sesim bile yabancı geliyor. “Burada değilsin,” diyor biri içimden. Belki de ben söylüyorum. Artık ayırt edemiyorum. Kim olduğumu unuttum. Ayna boşluğu gösteriyor. Ya da boşluk beni izliyor. Ve ben, o boşluğun içinde kaybolmuş zavallı biriyim…

M. Emin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·158 syf.·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 14:06
·
2026 13. kitabı
Mustafa Kutlu
8.4/10 · 2.131 okunma
Elbet Bir Gün… Ya Hiç Gelmezse?
Elbet bir gün yine... belki bir gün yine... Bu umut olmasa, çoktan tamamen delirmiştim ben. Zaten deliyim ya, ama bu incecik, zehir gibi tatlı umut damarı kesilse, o an paramparça olurum. Gözlerim