Afiyaforik eylemler toplumsal rızanın ahlaki değerlendirmelerden muaf tuttuğu ve bundan ötürü vicdan azaplarıyla ahlaki damgalanma tehdidinden azade eylemlerdir. Toplumsal rızanın nezaketi, aktörlerin kendilerine duydukları saygı ve kendilerini üstün görmeleri, apriori olarak ahlaki kınamalardan korunmuş olur. Ahlaki vicdan böylelikle etkisiz kılınır ve eylemlerin tercihinde kısıtlayıcı ve sınırlayıcı bir eylem olmaktan çıkarılır.
Adiyaforileşmeyle kastettiğim şey, kasıtlı bir şekilde veya gıyaben belli insan gruplarını ilgilendiren belli başlı eylemleri ve/veya dahil edilmemiş eylemleri, ahlak-ahlaksızlık ekseninin dışına, yani "evrensel ahlaki yükümlülüklerin" ve ahlaki değerlendirmelere tabi fenomenler alanının dışına konumlandırmak için kullanılan taktiklerdir. Bu eylemleri veya eylemsizliği, örtük ya da açık bir şekilde "ahlaken tarafsız" edimler olarak tanımlamaya ve aralarında yapılacak tercihlerin ahlaki yargılara tabi olmasını engellemeye, yani ahlaki ayıplamaların önüne geçmeye yarayan taktiklerdir.
Ardı ardına yaşanan politik skandallar, insanların toplumsal ve politik hassasiyetlerini benzer şekilde azaltırlar yahut tümüyle yok ederler.
Dolayısıyla kitle toplumu ve kitle kültürü kaçınılmaz bir şekilde bizi adiyaforileştirmektedir.
Görünen o ki, "sağlıklı ve normal bir insan", bir süre için başka insanları yavaş yavaş öldüren veya işkenceye uğrayan insanların acılarına hiç anlayış göstermeyen sadist bir sosyopat olarak ahlaki bir ahmağa dönüşebilmektedir.