Furuhata, bu ilginç manzarayı gözlemledi ve Profesör Chita'ya dönerek, "Ne kadar hızlılar," dedi.
Profesör Chita sanki köyden gelen birine gülen bir şehirli gibi güldü. "Aslında, insanlar koşmuyor. Yollar hareket ediyor. Eskiden yollar sabitti ve üzerinde araçlar hareket ediyordu. Şimdiyse yolların kendileri hareket ediyor ve insanlar üzerinde yolculuk yapıyor."
Son sınıfa gelip de okulu bitirme günleri yaklaştıkça yüreği heyecanla çarpıyor, kendi kendine şöyle diyordu: "Bu daha yaşamak değil, bu yalnızca prova, yaşamaya hazırlık evresi. Asıl yaşam memuriyete girince başlayacak. Ve zaferleri o zaman tadacağım."
Sayfa 317 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Aklı başında bir insan kimseden nefret etmez, bunun yerine karşısındakini dikkatle inceler, tüm varlığını derinlemesine kavramaya çalışır. İnsanda her şey öyle büyük bir hızla değişir, dönüşür ki ne olduğunu anlamadan bir bakar, karşı konulmaz biçimde bütün yaşam özsuyunu emen bir kurt büyüyüvermiş içinde. Ve pek çok kez yalnızca büyük tutkular değil, değersiz, önemsiz şeylere karşı duyulan istekler bile, büyük utkular için doğmuş bir insanda büyüyüp dal budak salarak ona en yüce, en kutsal yükümlülüklerini unutturacak bir güce ulaşabilir.
Sayfa 294 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Kendimin hâlâ kafa patlattığı ve çözüm bulmaya çalıştığı bir konudan bahsetmek istiyorum. Hayatı yaşarken bazen yanlış yaşadığım veya yaşama amacımın hatalı olduğu düşüncesine kapılıp bunu değiştirerek farklı şeyler deneyerek asıl yaşam biçimim bulmakla ömrüm geçti ve geçmeye de devam ediyor. Hâlâ bulamadım ve biraz da bu konu artık benim için anlamsızlaşmaya başladı. Bu arayıştan ziyade akışa kendimi bırakıp anımı verimli geçirmeye odaklanmayı tercih ediyorum. Ama bunu yaparken de bazı sorunlar peşimi bırakmamaya devam ediyor. Bunlar sorun yine bir çatışma durumu. Günlerimi sakin ve dengeli mi geçirsem yoksa savaş hâlinde ve bir çok şeyle ilgilenerek uzun vadede kendime her şeyi yüklemeye çalışarak mı geçirsem. İki durumun da bana katkısı zamanına göre olmuştur ancak bunlar arasında dengeyi kurmak biraz zor, ancak bunu mümkün kıldığımı hissediyorum.
Öncelikle çağımız gereği sakin ve dengeli olabilmek imkansız gibi bir şey. Zamanı kendin için yavaşlatıp süreci uzatmış oluyorsun bunu seçtiğin an ve o anını sorgulamaya zihnini açık hâle getirmiş oluyorsun. Beyin temelde kendisine verilen emri yerine getirmekle programlanıyor, emir vermezsen kendisi düşünme sürecini bizden bağımsız olarak gerçekleştirir ve bu düşünme hâli o anki durumumuz hakkında olursa istemsizce girdiğimiz sorgulamalar bizi zayıflatabilir. Bu noktada günler, yukarıda bahsettiğim iki durumdan ikincisi gibi olmalıdır.
İkinci durumda bahsettiğim şey, beyini o an uğraştığımız şeye odaklayıp başka şeyler düşünmesine engel olmak. Beynimizde sanki bir solucan deliği açmışız da önümüz bulunan evrene onu aktarmaya çalışıyormuşuz gibi tek bir şeye odaklanmasını sağlamalıyız. Bunu yaparak uğraştığımız şeye karşı zaman algımızın ölçeği artarak kısa zamanlara daha fazla bilgi sığdırarak zamanımızı daha dolu