Bu ''modern yaşam'' adı altında sürdürdüğümüz yaşamımızdaki nesnelere bağımlılığımızı,özümüzden uzaklaşmamızı,asıl ilkelerimizi yitirişimizi,insanların hepsinin bir bütün olduğunu unutuşumuzu ve şükür duygusunu yitirişimizi çok güzel fark ettiren bir romandı. Bir kadının avustralya çöllerindeki aborijin kabileleriyle olan yolculuğunu ve yaşadıklarını anlattığından dolayı bir roman diyoruz ancak felsefi yönü de ağır basıyordu açıkçası. Kitap hem okuması kolay,zevkli hem de size ciddi anlamda hayatınızda yaptıklarınızı,dünyada olanları sorgulatacak ve çok farklı bakış açıları katacak bir kitap bu açıdan herkesin okumasını tavsiye ederim.
Son olarak kitaptan beğendiğim bir alıntıyı bırakıyorum ki farklı bakış açıları kazanacaksınız derken ne demek istediğimi daha iyi anlayın.
"Doğum günü partilerinden söz ettiğimde beni ilgiyle dinlediler. Onlara pastayı,şarkıları,armağanları ve her yıl bir adet artan mumları anlattım. 'Bunu neden yapıyorsunuz' diye sordular. 'Bizler için kutlama özel bir durumu dile getirir. Yaşlanmanın nesi özel anlayamadık, bunu sağlamak için bir çaba göstermeyiz ki! Bu kendiliğinden olur.'
'Peki' dedim ben de, 'Sizler neyi kutlarsınız?'
'Daha mükemmel olmayı. Bizler eğer geçen yıla oranla daha iyi,daha bilge olmuşsak bunu kutlarız. Bunu da ancak sen kendin bilebilirsin ve kutlama partisinin ne zaman yapılabileceğini sen söylersin.' "