Ebeveynler çocuklarını terk eder. Çocuklar ebeveynlerini terk eder. Ebeveynler korur ya da yüzüstü bırakır ama hep yüzüstü bırakır. Çocuklar kalır ya da gider ama hep gider. Hepsi haksızlık, en çok da cümlelerin tınısı, çünkü dil hoşumuza gidiyor ve aklımızı çeliyor, çünkü aslında şarkı söylemeyi ya da en azından bir melodiyi ıslıkla çalmayı, sahnenin bir kenarında bir melodiyi ıslıkla çalarak yürümeyi isterdik. Sahneye çıkacakları anı sabırla bekleyen oyuncular olmak istiyoruz. Ama izleyiciler bir süre önce gitmiş.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mide açlığa dayanamaz. Oysa, beyin kolayca alışır açlığa. Beyin ne denli güçsüz düşerse, o denli açlık duymaz olur. Aşırı besinsizlik, onda, besinlere karşı doymazlık yerine, bir tiksinti, bir isteksizlik yaratır. Beyin, başına gelen kötülüğü duymaz, hoşlanır bile ondan ve kendini bırakıverir bu uyuşukluğun bitkinliğine. Midenin açlığı bedenin ölmesine yol açar; beynin açlığıysa, düşüncenin ölümüne. Artık ortada, salt hayvanca bir yaşantıyı sürdürmekten hoşlanan akılsız yaratıklar kalır kala kala.
Önemli olduğunu düşündüğü bir konuda özellikle vurgulamak istediği noktada gözlerini biraz daha açarak ve gülümseyerek es veren, tepki vermediğinizde biraz daha uzayan ve artık es vermekten çıkan o aralıkta muhatabından bir onaylama, bir ‘vay bee’, bir ‘yaa’ , gibi iç geçirmeli heyecanla karışık reaksiyon bekleyen insanlar, insanlarımız!
Muhatabınız belki de anlattıklarınızı şu duygular içinde dinliyordur: ”Tamam işte he öyleymiş ne var yani ne yapalım, anladık çok da abartmaya gerek yok, çabuk konuş bu hikayen sarmadı.”
Gelin konuşurken gereksiz es vermeyelim ve olabildiğince sade olalım. Dünyayı daha yaşanılır bir yer kılalım 😇