Emine Çalışkan

Reklam
Soğuk.
Nangarhar eyaletinin başkenti olan, meyvesi ve ılık ikli batmamıştı. Ferit kent merkezindeki binaların, taş evleriyle ünlü Celalabat'a girerken, güneş henüz tam anlamıyla bakmamıştı. Ferit kent merkezindeki binaların önünden geçti. Palmiye ağaçları hiç de aklımda kaldığı kadar sık değildi, evlerin kimisi de artık yalnızca çatısız duvarlardan, eğri büğrü tuğla yığınlarından ibaretti. Ferit dar, kaldırımsız bir sokağa sapti, Land Cruiser'i kurumuş bir hendeğin kenarına çekti. Kamyondan indim, gerindim, derin bir soluk aldım. Eskiden Celalabat'ın çevresini saran, çiftçilerin şekerkamışı yetiştirdiği, bakımlı tarlalardan gelen rüzgâr kente baygın bir koku taşırdı. Gözlerimi yumdum, o tatlı kokuyu aradım. Bulamadım.
Sayfa 240 - Everest·Kitabı okudu
Küçük, dumanlı bir çayevine girdim, bir bardak çay söyledim. Katlanır iskemlemi geriye ittim, yüzümü sıvazladım. Bir duvardan aşağıya kayma duygusu hafiflemişti. Onun yerini, kendi evinde uyanıp da bütün eşyaların yer değiştirdiğini gören ve artık hiçbir köşe bucağı tanıyamayan birinin yabancılaşma duygusu almıştı. Nerede olduğunu çıkartamıyor, çevresini yadırgıyordu; ait olduğu yeri yeniden bulabilmesi için, her şeyi sil baştan düzenlemesi gerekiyordu.
Sayfa 229 - Everest·Kitabı okudu
Dik bir yamaçtan aşağıya kayan, tutunabileceği bir ot, bir çalı arayan ama eli boş kalan biri gibiydim. Oda sallanıyor, yalpalıyordu - aşağı yukarı, sağa sola. "Hasan biliyor muydu?" dedim bin güçlükle; dudaklarım bana ait değildi sanki. Rahim Han gözlerini yumdu. Başını salladı.
Sayfa 227 - Everest·Kitabı okudu
San Jose Üniversitesi'ndeki yaratıcı yazarlık öğretmenimiz, basmakalıp deyimler için şöyle derdi: "Onlardan vebadan kaçar gibi kaçın." Sonra da, kendi şakasına gülerdi. Sınıf da onunla birlikte gülerdi, ama ben yerinde kullanılan klişelerin şu 'cuk oturma özelliğiyle insana bir kestirme yol sunduğunu düşünürüm. Onlar insanın işini kolaylaştırır. Ne yazık ki, yinelene yinelene içi boşalan deyimler, bir klişenin her şeyi kısaca, birkaç sözcükle anlatıverme özelliğini gölgeliyor. Örneğin şu 'eli ayağına dolaşmak deyişi. Hiçbir şey, Rahim Han'la kavuşmamın ilk dakikalarını bundan daha iyi anlatamaz.
Sayfa 201 - Everest·Kitabı okudu
Reklam