Nangarhar eyaletinin başkenti olan, meyvesi ve ılık ikli batmamıştı. Ferit kent merkezindeki binaların, taş evleriyle ünlü Celalabat'a girerken, güneş henüz tam anlamıyla bakmamıştı.
Ferit kent merkezindeki binaların önünden geçti. Palmiye ağaçları hiç de aklımda kaldığı kadar sık değildi, evlerin kimisi de artık yalnızca çatısız duvarlardan, eğri büğrü tuğla yığınlarından ibaretti.
Ferit dar, kaldırımsız bir sokağa sapti, Land Cruiser'i kurumuş bir hendeğin kenarına çekti. Kamyondan indim, gerindim, derin bir soluk aldım. Eskiden Celalabat'ın çevresini saran, çiftçilerin şekerkamışı yetiştirdiği, bakımlı tarlalardan gelen rüzgâr kente baygın bir koku taşırdı. Gözlerimi yumdum, o tatlı kokuyu aradım. Bulamadım.