"...Meleğim! Neyiniz eksik ki onlardan? Siz benim için
iyi kalpli, harika, okumuş birisiniz; neden sizin payınıza kötü bir talih düşmüş? Neden her şey böyle oluyor, iyi bir insan karanlıkta kalıyor, bir başkasınaysa mutluluk kendiliğinden geliyor?........"
"...Bazen öyle dakikalar oluyor ki tek başıma kalmaktan, tek başıma
hüzünlenip tek başıma kesintisiz kederlenmekten mutlu oluyorum ve böyle hallerim gitgide sıklaşıyor artık..."
"...Canım, siz bana sıkılınca oyalanayım diye bir kitap göndereceğinizi
söylemiştiniz. Ne yapayım kitabı! Kitap da neymiş? İçine kişiler sokulmuş bir masal! Roman da saçmalık olsun diye yazılmıştır, aylak insanlar okusun diye; inanın bana, canım, benim bunca yıllık deneyimime inanın. Ne olacak yani, size Shakespeare falan derlerse, bakın, edebiyatta bir Shakespeare var, derlerse; Shakespeare de saçmalık, bütün bunlar cidden saçmalık ve hepsi de sırf hiciv için yapılıyor!..."
"...Bazen saklanır insan, saklanır, yakalanmamak için gizlenir, burnunun ucunu bile göstermeye korkar; yerini belli etmez, çünkü önyargı kol geziyordur, çünkü yeryüzünde başka şey kalmamış gibi, herkesin arasından seni bulup şamataya alırlar, bir bakarsın senin özel hayatın da, aile hayatın da edebiyata girmiş, hepsi yayımlanmış, okunmuş, alaya alınmış, değerlendirilmiş!..."
"...Lütfen, canım; insanın payına düşen her olay yücelerde belirlenir.
Birine general apoleti verilir, diğerinin dokuzuncu dereceden memur olması gerekir; böyle emredilmiştir ve buna ses çıkarmadan ve korkarak itaat etmek gerekir. Bunun hesabı hep insanın yeteneklerine göre yapılmıştır; bazısı bir şeye yeteneklidir, bir başkası başka bir şeye, bu yetenekleri de Tanrı verir..."