Anadolu Selçukluları devrinde İranî çevreler ile Türkmen çevreler arasında fikrî, kültürel ve siyâsî bir muhalefet bulunmaktaydı.Bu muhalefet ve mücadele 13.asır boyunca devam etti. Bu kültürel ve siyâsî rekabetin sonucu Türkmen çevrelerin yarattıkları, baştacı edip mu’teber tuttukları kahraman tiplerin benzeri İranî çevrelerce de yaratılmaktaydı.Bunlardan biri Kayseri’de ki Kâmil-i Tebrizî idi. Buna karşılık İranî çevreler de Şems-i Tebrizî’yi Konya’nın Kâmil-i Tebrizî’si olarak ortaya atmış, belli bir meşrebin kahramanı kabul edip mu’teber tutmuşlardı.
Kezâ Konya’da ki Fakih Ahmed, mecnun ve âşık bir deviş modeli olarak Türkmen çevreler arasında ün ve şöhrete sahipti. Buna karşılık İranî çevreler gene Fakih Ahmed adını taşıyan başka bir aşık dervişi ortaya çıkarmışlardır. Bu ikinci Fakih Ahmed 651(1253) yılından sonra vefat etmiş cenaze namazını Mevlânâ kıldırmıştır.