Emrah

7/10
·544 syf.··
2020 22. kitabı
Eğer Çalıkuşu'nu tek bir kelime ile anlatacak olsaydım bu kelime kesinlikle "naif" olurdu. Sanki okurken kitabı incitmek istemedim, Feride ile hüzünlendim, Feride ile çocuklaştım, yüreğim Feride ile bir attı. Türk edebiyatının en önemli romanlarından olduğu malumumuz; okumayı sevsin sevmesin, yaşı kaç olursa olsun isteyen herkesin çok rahat bitireceği, daha doğrusu bitirmek istemeyeceği eşsiz bir eser. Tek şikayetim Feride ve Kamran sahnelerine doymamamdır, keşke o güzelim aşkı daha fazla sayfada okusaydık.. :)
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
Reklam
7/10
·481 syf.··
2020 19. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2020 03:19
Hitler'in Nazi Almanya'sından kaçıp Türkiye'ye gelen ve İstanbul'da hocalık yapmış bir hukuk profesörü olan Maximillian Wagner'in, yeniden Türkiye'ye gelmesini ve onunla ilgilenmesi için İstanbul Üniversitesi tarafından görevlendirilmiş Maya Duran isimli bir kadının başından geçen olayların anlatıldığı, sürükleyici bir Zülfü Livaneli romanı... Yazarın okuduğum kitapları arasında beni en çok etkileyen kitabı olup yakın tarihimizle ilgili verdiği çarpıcı bilgiler karşısında insanı düşünmeye iten; konunun merkezine ''insan''ın konulduğu, ''insan''ca yaşamanın vurgulandığı ve iktidarların ''insan''lık dışı kararlarının anlatıldığı bir romandır. İleride bir gün tekrar okuyacağım kitaplar listesine girmeyi başaran nadir eserlerden biri olduğunu da yazımın başında sizlere belirtmeliyim. Profesör Wagner İstanbul'a gelince ilk iş olarak Maya'dan onu Şile'ye götürmesini ister. Gittiklerinde ise yanında getirdiği eski bir kemanla tek başına sahile giden profesör eski bir serenadı yapmaya başlar. Bu yolculuk okuru 60 yıllık bir yolculuğa çıkarır ve tarihin acımasız olayları arasında masum insanların ve aşıkların başından geçenler karşısında okuru hayrete düşürür. Profesörün yıllar sonra İstanbul'a geri gelmesiyle birlikte peşine MİT, Fransız ve Alman istihbarat servisleri takılır. Profesörün tarihin tozlu sayfalarına gömülmüş ve tehlikeli bilgileri ortaya çıkarmasından korkarlar. Maya ise son derece yaşlı olan profesörün üzerindeki bu ilgiyi bir türlü anlamlandıramaz ve bir gün profesöre sormaya başlar. Sorulara yanıtlar veren profesör okura hayal dahi edemeyeceği bir hikaye anlatır ve yürekleri adeta parçalar. Roman dolu dolu bir aşk hikayesini anlatmasının yanı sıra Yahudi Soykırımı, Struma ve Mavi Alay konularına da göndermeler içermektedir. Romandaki karakterler sağlam
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
9/10
·138 syf.··
2020 20. kitabı
Neresinden tutarsanız tutun, Selahattin Demirtaş' ın Seher' i ve Devran 'ı, Türk Edebiyatı' nda çok önemli bir yer edindi kendisine ve hikayeciliği yönüyle zamana direnip yarınlara kalmaya devam edecektir. Bu basit bir ideolojik düşünceyle açıklanacak bir durum değildir. Tabi ki siyasi ideolojilerin canı cehenneme. Edebiyat alemi öyle bir alemdir ki yazarı tutar kulağından atar kapısının önüne. İçeride yeni bir dünya açılır ve kitabın yargıcı da okuyucunun kendisidir. Elbet bir gün bu topraklara barış gelecek. Yaşadığımız onca acıya rağmen bir gün birileri o öküz gibi insanın içine oturan taşı bağrına basacaktır. Ki yaşadığımız bu acı tarihi yönüyle de ender değildir bu coğrafyalarda. Hani "coğrafya kaderdir" derler ya... Alışmışız, alıştırılmışız bir şeylere. Anadolu... Aslında Acıdolu. Bu öpülesi topraklarda barış içinde yaşamanın ağırlığı yorar insanı. Problemi bitmez bu ülkenin. Bazen 68 Kuşağı filizlenir üniversitelerinde bazen din ile kesilir göbeğiniz şahdamarlarınızla birlikte. Çünkü yine birileri fısıldamıştır okyanus ötelerinden kulağınıza "ölüm" diye. Kurban da biz cellat ta biz. Devran... Tıpkı Seher(yazarın bir önceki hikaye derlemesi) gibi kemiklerinizden sarsar sizi, etleriniz dökülür tel tel. Gülerken ağlama üzerine histerik krizler yaratır bedeninizde, azıcık depresyonunuz varsa da oooh... :) Karakterler: Hikayedeki karakterler öyle gerçektir ki sizleri sürrealist bir yazılım olduğunuza ikna edebilir. Kendi gerçekliğinizi sorgulatabilir. Her yönüyle Anadolu kokar o karakterler ve siz Anadolu' ya hiç gitmemiş olsanız da bilirsiniz o kokuyu. Sanki öyle kokmalıdırlar. Sakın sanmayın ha; her yönüyle gururlu, hatasız, mükemmel, tanrılaştırılmış insanlardır. Bazen pavyonda çalışır bir kadını bazen mevsimlik işçidir çocuğu. Bazen de bir delinin aklıyla
Edebiyat
DevranSelahattin Demirtaş · İletişim Yayınları · 20199,9bin okunma