Emre

Emre
@EmreAnka
Meraklı,öğrenmeye aç.Şiir,film,kitap,spor,sanat severim. Maymun iştahlı her şeyi tüketmek isteyen birisi.
Kant ve Metafizik Problemi
Puan vermedi·360 syf.··
2025 6. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2025 14:32
Martin Heidegger Kant ve Metafizik Problemi İncelemeye başlamadan şunu belirtmem gerekiyor .Kitap ileri ve uzmanlık seviyesinde bir kitap bu yüzden varlık,zaman ve metafizik ile ilgili karmaşık kavramlara hakim olmaj bunun yanın sıra Kant’ın Saf Aklın Eleştiştirisi’ne hakim olmak gerekiyor. Martin abimiz Kant’ın söyeleyemediklerine adeta tercüman olmuş . Kant aslında metafiziği yeniden kurmaya çalışıyordu ama hem kendi çekingenliği hem de sonraki yorumcuların körlüğü yüzünden Kant sadece “bilgi felsefesi yapan adam” diye anlaşıldı. Halbuki Heidegger’e göre Kant, modern metafiziğin temel taşını koyan kişiydi. Metafizik dediğimiz şey “varlık nedir?” sorusudur ve Kant bu soruyu insanın yapısıyla, zamanla, imgelemeyle ilişkilendirerek yepyeni bir çözüm geliştirdi. Ama kimse bunu anlamadı. Heidegger de kitabında, “Bunu sizin için ben söyleyeyim” diyor. Kitap imge,şema, saf görü, sonlu görüş gibi konulara epey derinlemesine giriyor . Zaman üzerinde çok güzel açıklamalar getiriyor. Ona göre Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi’nin kalbi, modern yorumcuların sandığı gibi epistemoloji değil; insanın varlıkla nasıl temas kurduğu. Heidegger kitabın başından sonuna kadar Kant’ın içindeki bu gizli metafizik damarını ortaya çıkarmaya uğraşıyor. Bunun merkezine de herkesin görmezden geldiği bir şeyi yerleştiriyor: transandantal imgeleme. Heidegger’e göre Kant’ın en önemli fikri bu ama kimse bu fikri ciddiye almamış. Sanki Kant’ın saklı hazinesi gibi. Heidegger bu imgelemenin, duyarlılıkla kavramların birbirine bağlandığı, yani insanın dünyaya tutunduğu ilk yer olduğunu söylüyor. Dışarıda bir şey görüyorsun, kafanda kavramlar var, ama ikisini kim buluşturuyor? İşte o görünmez, sessiz, çalışkan mekanizma: imgeleme. Heidegger’e göre insanın varlıkla ilk köprü kurduğu yer tam burası. Yani “insan nasıl dünyaya
1000Kitap
Kant ve Metafizik ProblemiMartin Heidegger · Alfa Yayınları · 202146 okunma
Reklam

Emre

, bir kitap okudu
Puan vermedi·360 syf.··
8 günde okudu
·
2025 6. kitabı
Martin Heidegger
8.6/10 · 46 okunma
Lale Devri tahlili
Puan vermedi·100 syf.··
2025 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2025 16:03
İskender Pala’nın Lale Devri adlı eseri, bir dönemin zevk, zarafet ve çöküşle iç içe geçmiş ruhunu derin bir insan hikâyesiyle anlatır. Kitap, sadece tarihî bir dönem romanı değildir; aynı zamanda bir medeniyetin ruhunun nasıl yavaşça solduğunu, güzelliğin bile bir gün tükendiğini gösteren hüzünlü bir aynadır. Roman, III. Ahmet döneminde geçen ve Patrona Halil İsyanı’yla son bulan o meşhur “Lale Devri”ni merkezine alır. Fakat Pala, olayı sadece siyasi bir tarih parçası olarak değil, insani bir hikâye olarak işler. Aşk, sadakat, ihanet, güzellik ve yıkım… Hepsi dönemin süslenmiş bahçeleri, zarif kadınları ve içten içe çürüyen bir düzenin içinde birbirine karışır. Yazar, dönemin ihtişamını sadece kelimelerle değil, adeta bir ressam gibi renklerle anlatır. Okurken lale bahçelerinde geziniyor, Haliç’te kayık seslerini duyuyor, o dönemin zarafetini hissediyorsunuz. Ancak tüm bu güzelliklerin ardında yaklaşan fırtınanın ayak sesleri de eksik değildir. Çünkü her devrin bir sonu, her zevkin bir bedeli vardır. Romanın merkezindeki karakterler üzerinden İskender Pala, insanoğlunun zaaflarını işler. Gücü elinde tutanların körlüğünü, aşkın insanı nasıl savunmasız kıldığını, güzelliğin bile bazen bir imtihan olabileceğini gösterir. Bu yönüyle Lale Devri, bir dönemin tarihini değil, aslında insanın değişmeyen doğasını anlatır. Eserin dili ise Pala’ya özgü o şiirsel anlatımla süslenmiştir. Cümleler yer yer bir divan beyitini andırır; hem klasik bir zarafet taşır hem de duygusal bir yoğunluk barındırır. Bu da romanı sıradan bir tarihî kurgu olmaktan çıkarır, bir medeniyetin kalp atışlarına dönüştürür. Kimlere tavsiye edilir, Tarihî roman sevenlere, ama kuru tarih okumak istemeyenlere… Dönemlerin arkasındaki insan hikâyelerini merak edenlere… Dilin zarafetini, kelimelerin
1000Kitap
Lale Devriİskender Pala · Kapı Yayınları · 202071 okunma

Emre

, bir kitap okudu
Puan vermedi·100 syf.··
3 günde okudu
·
2025 5. kitabı
İskender Pala
7.5/10 · 71 okunma
6 Numaralı Koğuş(tahlili&spoiler içerir)
Puan vermedi·128 syf.··
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2025 16:11
Anton Çehov’un Altıncı Koğuş adlı eseri, insanın vicdanı, aklı ve toplumla olan mücadelesini anlatan sarsıcı bir hikâyedir. Olaylar, kasabadaki bir hastanenin altıncı koğuşunda geçer. Bu koğuşta akıl hastaları tutulmaktadır. Hastanenin başhekimi Dr. Andrey Yefimıç Ragin, başta akıllı ve saygın bir insan olarak görünse de, zamanla hayata karşı ilgisini kaybetmiş, çevresindeki kötülüklere sessiz kalmaya başlamıştır. Bir gün, oradaki “deli” hastalardan biri olan İvan Dmitriç Gromov’la tanışır. Gromov, haksızlıklara dayanamayıp sinir krizleri geçiren, aslında delilikten çok vicdanıyla yaşayan bir insandır. Doktor onunla sohbet ettikçe, kendi içindeki boşluğu fark eder. Zamanla toplumun gözünde doktor değil, deli olarak görülmeye başlar ve ironik bir şekilde kendi hastanesinin altıncı koğuşuna kapatılır. Çehov burada çok derin bir şey anlatır: Toplumun delilik dediği şey, bazen sadece vicdanın sesidir. Düşünmeyen, susan, her şeye alışan insanlar “akıllı” sayılırken, gerçeği söyleyenler dışlanır. Dr. Ragin’in hikâyesi aslında toplumun hastalığını gösterir. Eserin asıl mesajı, kötülüğe ve adaletsizliğe alışmanın insan ruhunu öldürdüğüdür. Çehov, sessizliğiyle insanın içini sızlatır. “Altıncı Koğuş” sadece bir akıl hastanesi değildir; aslında dünyadaki çoğu insanın yaşadığı görünmez bir hapishanedir. Bu kitabı özellikle düşünmeyi seven, hayatı sorgulayan herkesin okuması gerekir. Çünkü her insanın içinde bir “altıncı koğuş” vardır; bazıları oradan çıkmak ister, bazıları ise oraya alışır. Puan : 10/8
1000Kitap
6 Numaralı KoğuşAnton Çehov · Cem Yayınevi · 201887,3bin okunma
Reklam